27 Eylül 2010 Pazartesi
TOPRAK ve AYNA !
’’ EY AYNA! İmreniyorum sana! Çünkü kim sana baksa kendini görür; Bana bakanlar ise sadece Beni görür!’’
AYNA toprağa şöyle cevap verir:
Ey kara toprak, ne beyhude bir dertle dertlenmişsin. Biliyor musun ben bana bakanların BUGÜNÜNÜ gösteririm. ...Oysa sen sana bakanların YARININDAN HABER VERİRSİN…
Bu cevap toprağın hoşuna gitse de tekrar dedi ki:
‘ Belli ki içimi rahatlatmak içindir sözlerin. Söyler misin bana, sana bakanlar HİÇ
DÖNÜP BAKAR MI BANA?
VE AYNA toprağa acı bir gülümseyişle şunları söyledi:
’’ MERAK ETME! Bana bakacak yüzü KALMAYANLARIN GÖZÜ HEP SANA DÖNER...
27 Mayıs 2009 Çarşamba
Günün Sözü
Her kapının bir anahtarı vardır.18 Mayıs 2009 Pazartesi
14 Mayıs 2009 Perşembe
Günün Sözü
17 Nisan 2009 Cuma
Günün Sözü

20 Mart 2009 Cuma
Günün Sözü
Bu Nedenle, Ya Yöneticiler Bilge, Ya Da Bilgeler Yönetici Olmalıdır.
EFLATUN (PLATON)
13 Şubat 2009 Cuma
Gidenlere
Hayat annemin çocukken bana anlattığı yorgan altı bir masal.
Büyüdükçe anladım ki yalan konuşup annemi de kandırmışlar.
Ben çözemezdim hayatı,
Nedense zor gelirdi bana tüm sorular.
Beyaz ve boş bir sayfa bırakıp kaldım.
Hayatın en zor sınavından
Havuz problemlerini hiç sevmedim.
Nefret ederdim ilkokulda
su aralarsa boğuluyorum kendi yarattığım okyanuslarımda
3 musluk aynı anda 8 saatte bir havuzu dolduruyorsa
2 insan bir kalbe, kaç günde veda eder senin kitabında?
20 Ocak 2009 Salı
18 Ocak 2009 Pazar
8 Ocak 2009 Perşembe
AŞKIN 'ACI' HALİ - Can DÜNDAR
Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak...
evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
sokağa fırlayacaksın...
sokaklar da dar gelecek...
tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"önemli olan sağlık."
"yaşamak güzel."
"boş ver, her şey unutulur."
sen hiçbirini duymayacaksın...
gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın...
yalnız kalmak isteyeceksin...
hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
ikisi de yetmeyecek...
geçmişi düşüneceksin...
neredeyse dakika dakika...
ama kötüleri atlayarak...
onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
gittiğin yerlere gitmek...
bu sana hiç iyi gelmeyecek...
ama bile bile yapacaksın...
biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...
aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...
hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...
aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
herkesi ona benzetip...
kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
hiçbir şey oyalamayacak seni...
ilaçlara sığınacaksın...
birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan...
sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
sabahı iple çekeceksin...
bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak
isteyeceksin...
nafile...
düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...
telefonun çalmasını bekleyeceksin...
aramayacağını bile bile...
her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
yüreğin burkulacak...
canın yanacak...
bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret
edeceksin...
yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
ama bir umut...
onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
gel gitler içinde yaşayacaksın...
buna yaşamak denirse...
razı mısın bütün bunlara...?
hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
o halde aşık olabilirsin ...
Can Dündar
18 Ekim 2008 Cumartesi
26 Haziran 2008 Perşembe
Bilgeye Sormuşmuşlar
´Sevmek´ demiş
Peki sonra? demişler´Sevilmek´ demiş
Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor? demişler
O da demiş ki "insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir."


























