7 Ağustos 2009 Cuma
27 Haziran 2009 Cumartesi
National Geographic - Anne Karnında Yasamın Öyküsü DvDrip Türkçe

National Geographic - Anne Karnında Yasamın Öyküsü DvDrip Türkçe
İleri tıbbi görüntüleme teknikleri ve 3 Boyutlu canlandırmalarla, anne karnındaki yaşam ilk kez bu kadar ayrıntılı izlenebiliyor. Tek hücreden doğuma dek, anne karnındaki yaşam yolculuğunun tüm gizemleri böylece açığa çıkıyor.
Yaşamın yeşermesi, hiçlikten çıkıp insana varmak kadar muhteşem bir öykü olabilir mi? Anne karnındaki yolculuğun ilk anı, tek bir spermatozoidin kazandığı bir yaşam yarışıyla başlar. Bu yarış sonucu tek hücreli bir yumurta döllenir ve genetik miras nesilden nesle aktarılır. Artık yeni bir yaşam yeşermiştir. Bu tek hücre dokuz ay sonra bir insan olarak ışığa kavuşacaktır.
Bebek bekleyen genç bir annenin öyküsü ve doğacak çocuğunun yaşam yolculuğu 3 boyutlu görüntülendi. Dokuz ay boyunca izlenen bebeğin öyküsü, 2000 günlük yapım çalışmasının sonunda, 2.6 milyon Euro bütçeli bu muhteşem filme dönüştü.
Yumurtanın rahme yerleşmesinin ardından nasıl aşama aşama geliştiğini, hücrelerin farklılaşarak organları oluşturmasını, beynin nasıl geliştiğini ve duyuların nasıl uyandığını, bebeğin annesiyle kurduğu iletişimi ve doğumun nasıl gerçekleştiğini adım adım izleyebilirsiniz.

1 Haziran 2009 Pazartesi
Domuz Gribi Nedir? Nasıl Bulaşıyor ?
PARİS - Merkezi Cenevre’de bulunan Dünya Sağlık Örgütü’nune (WHO), gribin, kuş gribinin 2003′te tekrar belirmesinden bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıdığını açıklaması, tehdidin boyutunu gösteriyor. Örgüt, domuz gribi virüsünün evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunmaktan da kaçınmadı.
Tedavisine gelince, ABD’li yetkililer kendi rastladıkları vakalarda Tamiflu ve Relenza adlı ilaçların etkili olduğunu duyurdu. Normal grip aşısıysa tedavide etkili olmuyor. www.55dakika.com.Domuz gribine karşı bir ayrı bir aşı geliştirmeninse aylar alabileceğine dikkat çekiliyor.
Yeni grip virüsleri ise insan vücudunun bağışık olmaması ve ilaç geliştirmenin süre alması nedeniyle çok çabuk yayılabiliyor. Domuz gribi, genetik açıdan bakıldığında, ilaçla karşı konulabilen H1N1 virüsünden farklılıklar içeriyor
Dünya genelinde sağlık yetkililerini alarma geçiren domuz gribi, bir solunum hastalığı. Virüs insanlara domuzlardan solunum yoluyla bulaşıyor. WHO’ya göre domuz yiyerek virüs kapma olasılığı bulunmuyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. İnsandan insana, hapşırık, öksürük ve hatta ele bulaşması halinde tokalaşma yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Bilgisayar klavyesi gibi virüslü bir yerle temas ettikten sonra burna ve ağıza dokunulması da hastalığın yayılmasına neden olabiliyor.
Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Domuz gribinin belirtileri bildiğimiz grip vakalarından pek farklı değil: Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağırıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı. bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor. Yaygın grip tipleri, genelde yaşı ilerlemiş insanları hedef alırken domuz gribinde ölümcül seyreden vakalar ise daha çok 25-45 yaş arasındakilerde görülüyor.
SORULARLA DOMUZ GRİBİ
Domuz gribi hangi belirtilerle ortaya çıkıyor? Tedavisinde hangi ilaçlar etkili? Şimdi bu bilgilere bir gözatalım.
Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.
İnsana bulaşır mı?
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.
Domuz eti yiyenler domuz gribine yakalanır mı?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.
Bu, domuzlarda yeni grip türü mü?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslere duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor. WHO’ya göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.
Aşısı var mı?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Ayvayı Yemek İçin 12 Neden
deyimi argoda her ne kadar olumsuz anlamda kullanılsa da gerçek hayatta oldukça faydalı bir eylem.
Doktor İsmail Ağar, ayva yemek için 12 faydalı neden sayıyor:1-Damar sertliğini önler.
2-Karaciğer tembelliğine iyi gelir.
3-Ayva şurubu ishali ve dizenteriyi keser. Mideye ve bağırsaklara kuvvet verir.
4-Tansiyonu düşürür.
5-Safrayı tedavi eder.
6-Bronşite, öksürüğe ve vereme faydalıdır. Çekirdekleri kaynatılıp suyu içilirse göğsü yumuşatır. 7-Çekirdeklerinden yapılan merhem, dudak ve meme çatlaklarında, ekzamalarda kullanılır. Çekirdekleri kaynatılıp suyu içilirse göğsü yumuşatır.
8-Ayvanın yaprağını yakıp kül olmadan söndürüp iyice dövüp göze çekilirse çok faydalıdır.
9-Çiçeği baş ağrısını geçirir, kalbe, beyne iyi gelir.
10-Ayva suyu kabızlığı giderir.
11-Çiçeği bal ile pişirilip emzikli anneye verilirse sütü bollaşır.
12-Yemekten önce yenilirse kabızlık, sonra yenirse ishal yapar.
16 Nisan 2009 Perşembe
Kabak Çekirdeği
Kabak çekirdeği birçoğumuzun zevkle yediği bir kuruyemiş. Aslında yine bir çoğumuzun da bilmediği bir sağlık kaynağı.Kabak çekirdeği ciddi bir bağırsak kurdu düşürücüdür. Tuzsuz tüketildiğinde çok hızlı ve etkili bir şekilde tenyanın dökülmesine neden olur. Bunun için çocuklarda 40g büyüklerde 100g tuzsuz kabak çekirdeği yeterlidir.
Kabak çekirdeğinin asıl mucizesi iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile ilgili. Şu an kabak çekirdeğinin BPH'ı azalttığı hatta önlediği tıbben kanıtlanmış ve kabul görmüş durumda. Yine BPH'la bağlantılı ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da faydalı. Bu mekanizma phystosterin denen bir madde sayesinde oluyor.
Kabak çekirdeği karotenoid içeriyor. Yapılan araştırmalar karotenoidden zengin beslenen erkeklerin BPH riskinin düşük olduğunu gösteriyor.
Kalın bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca içerdiği E vitamini ile hücre zarının> oxide olarak bozulmasını önlüyor. Sağlıklı hücreler kanserde önemli rol oynuyor. Yine E vitamini geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlıyor.Lif içeriği de kanserle işlikli. Lifli gıdalar kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor. Su tutup şişerek tokluk hissi veriyor. Bu sayede hem bağırsaklar normal çalışıp sıkıntı yaratmıyor hem de diet yapmış oluyorsunuz. Ama en önemlisi kabızlık önlenince antioksidan yani kanser yapan maddeler bağırsaklarda daha az kalıyor bu da kanser riskini azaltıyor.
Kabak çekirdeği mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin. Ayrıca içinde kemikler ve iştah için önemli bir madde çinko var. Bir bardak kabak çekirdeği günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor.
Omega 3 ve omega 6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor. Arjinin adlı amino asit sayesinde nitrit oksik oluşumu ile damarların esnemesi ile ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılma potansiyeli yüksek olduğundan bu alanla ilaç yapım çalışmaları sürüyor.
Fosfor içeriyor. Fosfor kemik oluşumuna yardımcı oluyor, böbrek fonksiyonlarını düzenliyor. Sağlıklı kemikler kemik kanseri riskinin azalması anlamına geliyor.
Özellikle erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik erimesini önlüyor yahut azaltıyor.
Doymamış yağ oranı yüksek olduğundan kandaki trigliseridi düşürüyor yani kolesterol sıkıntısının çözülmesine yardımcı oluyor. Yine bu mantıkla ve phystosterin maddesinin de yardımıyla damar kanserine iyi geliyor.
Sağlıklı günler.
14 Nisan 2009 Salı
ELMA SİRKESİ BAŞLI BAŞINA MUCİZE
Elma sirkesi de bu mucize iksirlerden biri: Etkili bir antiseptik olduğu gibi baş ağrılarını geçiriyor, sivilceleri yok ediyor, nasırlardan kurtarıyor ve hatta kilo vermenize bile yardımcı oluyor.
Elma sirkesinin cilt rahatsızlıkları , kadın hastalıkları,mide rahatsızlığı, güneş yanığı, baş ağrısı, yaralanma, soğuk algınlığı ve ateşli hastalıkların tedavisinde kullanması, çok eski medeniyetlere kadar dayanmakta. Yıllardır pek çok kişi tarafından yararları bilinen elma sirkesinin son mucizesi ise zayıflatma özelliğinin bulunması.
Elma sirkesi düzenli olarak kullanıldığında sindirime yardımcı olup, kilo vermenizi kolaylaştırıyor. Sabahları kahvaltıda, içine 1-2 kaşık elma sirkesi ve 1 kaşık bal karıştırılmış bir bardak ılık su, uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo kaybetmeyi sağlıyor.
Elma sirkesinin yararları :
Akne tedavisi: Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi hem cildinizi yumuşatacak,hem de antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.
Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm.
Ciltteki lekelere : Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsini z.
Migren: Bir tasa eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Altını kısarak yüzünüzü buhara tutun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız, migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır.
Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı için. Uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz.
Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına, kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında, sorunlu bölgeye sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı giderecektir.
Mide bulantısı: Mide bulantısının önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem tekrarlanmalı dır.
Sivilceler: Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye yol açan mikropları öldürür.
Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. 30 dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah-akşam tekrarlayın.
Nasırlar: Bir dilim bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenize koyarak gece boyunca orada tutun. Sabah uyandığınızda sertliğin kaybolduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuşturmak...
Kepeksiz saçlar : Saçlarınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.
Varisli damarlara : Bir bezi elma sirkesine batırıp, sıkın.Sirkeli bezi varisli bölgenize sarın ve 30 dakika kadar bekletin. Bekleme süresi içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Bu işlemi sabah-akşam tekrarlayın.
Zayıflamak için : Bir bardak ılık suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.
28 Mart 2009 Cumartesi
Burnumuzun İçindeki Kasırga: Hapşuuu!
Neden "Çok Yaşa" deriz?
Hapşıramayanlar
Hapşırma ile başı dertte olanlar
Photic hapşırık tepkisi
Hasta eden hapşırmalar
"Burun mukozasının uyarılması sonucu havanın burundan ve ağızdan neredeyse bir kasırga hızıyla dışarıya boşaltıldığı ani hava boşaltma tepkisidir." diye tanımlanıyor. Hapşırma sırasında, burun ile yutak bölgesi arasında bulunan "hançere" adı verilen kapakçık aniden açılıyor. Havanın dışarıya atılmasının nedeni bu...
Peki, bütün bunlar niye oluyor?
Normal koşullarda hayır. Buruna bazı toz zerreleri kaçmış da olabilir. Toz zerrecikleri hassas burun mukozasını uyarınca, burnun temizlenebilmesi için büyük bir güçle dışarıya atılıyorlar. Hapşırma tepkisi yalnızca insanlara özgü değil. Diğer memelilerde de görülüyor; tepki gelişmeden önce kısa ve kasılma tarzında bir nefes alma eylemi gerçekleşiyor.
Hapşırmanın nedenleri oldukça çeşitli...
Doktorlar en büyük nedenler arasında:
alerjileri,
burun poliplerini,
baharda uçuşan polenleri,
tozlar
hayvan tüylerini gösteriyorlar.
Ama bir de;
saç taramak,
cımbızla kaş almak,
fazla yemek yemek
gözleri ovuşturmak gibi hiç tahmin edemeyeceğiniz nedenleri de var.
Ayrıca ;
kadınlar âdet dönemlerinde
hamilelikte hormon düzeyindeki değişiklikler nedeniyle hapşırmaya daha yatkın oluyorlar.
Hapşırdığınız zaman, çoğunlukla hemen yakınımızdaki kişiler "Çok yaşa!" ya da "İyi yaşa" deyip sizinle aynı duyguları paylaşırcasına gülümsüyorlar. Neden acaba? Aynı olumlu tavır neden hıçkırık, öksürük, geğirme, kusma gibi toplum içinde isteyerek ya da istemeyerek verdiğimiz diğer tepkilerde de gösterilmiyor?
Eski Romalılar, Yunanlılar ve Papalık
Yüzyıllardan beri böyle alışılageldiği için. Eski Romalılar, hapşırana "Salve" ya da "Sen sağlıklı ol" diyorlardı; Yunanlılar ise uzun bir yaşam diliyorlardı. "Allah seni korusun" dileğini 6. yüzyılda ilk kez Papa Gregorius söylemişti. Bunun için iyi bir nedeni vardı: O yıllarda veba çok yaygındı. Bu öldürücü hastalığın seyrine hapşırık da eşlik ediyordu.
Homeros'un Odysseia'sında
Eskiden hapşırık, şeytanların vücudu ele geçilmesinin ya da terk etmesinin bir göstergesi sayılıyordu. Bu nedenle atalarımız, güçlü bir "hapşu"yu şans ya da ölümü gösteren iki taraflı bir simge olarak görüyorlardı. Nitekim, hapşıran kişiye sağlık dilemeye, Yunanlı şair Homeros'un (M.Ö. 800'ler) Odysseia'sında bile rastlanıyor.
Burun; ruha giden yol
Birçok ilkel kabile burnu "ruha giden yol" olarak görüyordu ve hapşırırken.ruhun bir bölümünün bedeni terk edeceğine inanılıyordu. Buna karşılık, İngiliz Doktor Oliver Wendell Holmes. 19. yüzyılda tuttuğu notlarda, doğum sırasında bebeğin hapşırmasının, mutlu bir yaşam sürdüreceğinin belirtisi olduğunu yazıyordu.
Yanımızda birisi rasgele hapşırdığı zaman biz de mikrop kapar mıyız?
Kulak-burun-boğaz uzmanları, hapşırırken, ağızdan çıktıktan sonra havada etkinliği 45 dakika devam eden ve 2.000–5.000 bakteri damlacığı içeren bir bulutçuğun püskürtüldüğünü belirtiyorlar. Ama bu bakterilerin çoğunluğu zararsız. Hapşıran kişi, stafilokoklar gibi patojen bakteriler taşımadığı sürece, soğuk algınlığına yakalandığımızda sık sık yaşadığımız gibi, başkalarına hastalık bulaştırmamız mümkün değil.
Hapşırığın öldürücü olabildiği ağır vakalar da var...
Ancak tıpkı, Chicago'da Dr. Selig J. Kavka'nın 81 yaşındaki annesinin yaşadığı olayda olduğu gibi. Uzun zamandır kansızlık sorunu olan yaşlı kadın, iki defa şiddetli hapşırmış ve bu yüzden kalp krizi geçirerek ölmüştü. Aynı şey birkaç hastasının daha başına gelince, iç hastalıkları uzmanı olan Dr. Kavka, olayın temeline inmeyi denedi.
Hapşırık beynin neresinden kontrol ediliyor?
Hapşırık beyinde, henüz yeri tam olarak belirlenemeyen özel bir bölge tarafından kontrol ediliyor. Nöroşirurji uzmanları, beyin ameliyatı sırasında, mekanik dokunmayla tesadüfen uyarılan hastaların, narkoz altında bulunmalarına rağmen hapşırdıklarına tanık olmuşlardı.
Lütfen yardım edin hapşırmak istiyorum
Hapşıramamaktan ya da az hapşırmaktan şikâyetçi insanlar olduğunu biliyor muydunuz? Bir gün Dr. Kavka'nın muayenehanesinde beliren bir kadın, hapşırabilmek için sabun köpüğü yuttuğunu söylemişti. Kadının bu girişimi başarılı olmuştu, ama güçlü şok dalgalarının etkisiyle sol gözünün retinası yırtılmıştı.
Bir hapşıran öteki hapşırana ne demiş? “Hadi yarışalım mı?”
Bu tepkiyi harekete geçirecek daha rahat ve keyifli yollar da var: örneğin enfiye... Almanya'nın eski başbakanı Helmut Schmidt, incir, bal, rezene, yasemin, sandal ağacı ya da limon ile zenginleştirilmiş ve toz haline getirilmiş nikotinden zengin enfiyeyi Kuzey Yarıkürede de popüler hale getirmişti. Öyle ki, birbirleriyle yarışan hapşırık kulüpleri bile ortaya çıktı. Ama dikkat! Bunun da yan etkileri var. Sodyum bakımından zengin olan enfiyenin tansiyonu yükselten etkisi var. Doktorlar, enfiye kullananların, kullanmayanlara oranla yüksek tansiyondan üç kat daha çok şikâyetçi olduklarını belirtiyorlar.
Öğrencilerin okullarda eğlenmek için kullandıkları hapşırık tozu (tıpta ptarmikum olarak geçiyor) biraz daha masum. Yaramaz yumurcaklar yeşil ve siyah boynuzotu, meyhaneciotu, mayıs çiçeği, mercanköşk ve tütünden oluşan bu karışımla arkadaşlarını ve öğretmenlerini kızdırıyorlar.
Yapay olarak harekete geçirilebildiğine göre, hapşırığı yapay olarak durdurabilmek de mümkün müydü? Eskiden bunun yapılabileceğine inanıyorlar ve bu amaçla üşenmeden yüzlerine hayvanların içyağını sürüyorlar; sarımsak, bayır turpu yiyorlar ya da fındık yağı veya zeytinyağı içiyorlardı. Ancak, bugün uzmanlar bunların boşuna yapıldığını belirtiyorlar. Hiçbir şey hapşırmayı durduramıyor. 12 yaşındaki bir İngiliz kızın başına gelenlerde olduğu gibi. Trisha Reay için ızdırap süreci basit bir nezleyle başlamıştı. Ama zavallı kızcağız, izleyen 153 gün boyunca, her 15 saniyede bir sürekli hapşırmıştı; yani yaklaşık 881.000 defa...
Yine böyle bir hapşırık krizine tutulan 17 yaşındaki Amerikalı June Clark, bu sorunundan elektroşok yardımıyla kurtulabildi. 167 gün boyunca hiç durmadan hapşırmıştı. Almanya'nın Essen kentindeki Uniklinik'te çalışan bir profesör, bu sorunun bir tür virüs enfeksiyonu sonucu beyin dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını belirtiyor ve olayı, kafa içinde işlemekte olan elektrik devresinin kısa devre yapması şeklinde yorumluyor.
Saatte 300 defa hapşıran kız
Ama 23 yaşındaki Amerikalı genç kızı, bir hafta boyunca saatte 300 defa hapşırtan şey, sarhoş bir adamın bir külah dondurmayı kaba bir şekilde kızın yüzüne bastırmasıydı. Bu işkenceden, ancak bir narkoz maddesi olan kokain hidroklorid yardımıyla kurtulabildi.
Sürekli hapşırdığı için dört kez işinden atıldı
Ya 38 yaşındaki Bremenli tornacının basma gelenlere ne demeli? Sürekli arka arkaya hapşırmak zorunda kalan adamcağız, her defasında değerli bir malzemenin kullanılamaz hale gelmesine yol açıyordu. Bu nedenle arka arkaya dört kez işinden atıldı. Bir günde, neredeyse 100 defa hapşırmak ve 800 kez öksürmek zorunda kalıyordu. Yaklaşık 5 doktor gezmiş ve bahar nezlesi, öksürük, bronşit ve soğuk algınlığına iyi gelen 500'e yakın ilaç kullanmıştı. Aylarca bu şekilde yaşadıktan sonra, bir gün sorun kendiliğinden çözülmüştü.
Rekor kimde?
Bu konudaki rekor, 987 gün boyunca sürekli hapşırarak "Guinness Rekorlar Kitabı"na girmeye hak kazanan İngiliz Donna Griffıth'e ait.
Hapşırık kalıtsal olabilir mi?
Washington Eczacılık Fakültesi'nde görevli Profesör Roberta Pagan, hapşırık için bir şey söyleyememekle birlikte, hapşırık nöbetinin özellikleriyle kalıtsal yapı arasında bir ilişki olduğunu saptadı. Yani, nesiller boyu bazı ailelerin üyeleri arka arkaya üç kere, başka ailelerin üyeleri ise sekiz kere hapşırıyorlar. Ancak nedeni henüz açıklanamıyor.
İnsanların beşte birinde var olan ve nedeni bilinmeyen photic hapşırık tepkisi
Bir de, özellikle otomobil sürücüleri için çok tehlikeli olan "photic hapşırık tepkisi" var. Bu tepki, karanlıkta ilerlerken birden parlak bir ışığa bakıldığında beliriyor. Örneğin, bir süre tünelde gittikten sonra dışarıya çıkınca... İnsanların yaklaşık beşte biri bu reflekse sahip, ama bu kadar sık rastlanmasına karşın, nedeni bugüne kadar açıklanamadı. İngiliz filozof Francis Bacon bu konu üstünde çok düşünmüştü. 1635'te, ışığın beyindeki suyun çekilmesini sağladığını, bunun sonucunda da gözyaşlarının yoğun bir şekilde aktığını ve bir şekilde bütün bunlara hapşırık tepkisini harekete geçirdiğini yazmıştı.
İngiliz Gerald Legg, kısa bir süre önce daha sağlam temellere dayanan bir açıklama yaptı. Bilim dergisi "New Scientisfe olayın nedenini şöyle açıklıyordu: "Ani ışık yansımasından dolayı göz bebekleri küçülüyor, bunun sonucu olarak gözyaşı bezleri tuzlu sıvılarının salgılanmasını artırıyor. Gözyaşı, gözyaşı kanalıyla burun boşluğunun üst bölümüne ulaşıyor. Burada, burun içindeki mukoza dokusunu uyarıyor ve hapşırık tepkisi harekete geçiyor. Burun mukozası, soğuk algınlığı nedeniyle zaten hassas olduğu takdirde, tepki daha da çabuk ortaya çıkıyor."
Araştırmacı N. Deshmukh, "photic hapşırık tepkisi"ni elektriksel olaylara bağlıyor. Görme siniri ve burun ile bağlantılı olan "trigeminus siniri", beyinde birbirlerine o kadar yakın duruyorlar ki, uyarılar bir sinirden diğerine kolayca atlayabiliyor.
Bilim adamları, otomobille bir tünel yolculuğundan çıktıktan sonra göze yansıyan ışığın yol açtığı hapşırığın nedeni konusunda hemfikir olana kadar yapılacak tek şey var: Yanınızdan mendilinizi eksik etmemek...
Sakın hapşırığınızı tutmayın.
Gürültülü bir "hapşu" sesiyle başkalarını rahatsız etmek istemeyen bazı kibar insanlar, hapşırmaları gerektiğinde, burun deliklerini ve ağızlarını sıkıca kapatıyorlar. Sakın bunu yapmayın! Sağlığınız için çok zararlı bir davranış. Dışarıya çıkamayan havanın yarattığı basınç beyindeki damarları etkileyeceği için, gökyüzünde şarkı söyleyen meleklerin arasına karışabilir ya da şiddetli bir baş ağrısı veya güçlü bir burun kanaması yaşayabilirsiniz. Daha da ilginç şeyler duymak istiyorsanız hemen ekleyelim: Deforme olmuş yüz kemikleri, kulak ve ağız boşluğu ya da ense omurlarıyla kendinizi en yakın hastanede bulabilirsiniz. Beyin felcinin yaşandığı olaylara bile rastlandı. Öyleyse, annelerimizin de hep söylediği gibi, var gücünüzle hapşırın. Sinemadayken yanınızdaki kişileri rahatsız edersiniz belki, ama sağlığınızı da korumuş olursunuz.
25 Ocak 2009 Pazar
Hımmmm Tırnağını Yeme Bakayım
Çocuklar Neden Tırnak Yer?
Tırnak yeme genellikle çocuklarda görülen bir davranış.Araştırmalar 6 yaş civarı çocukların yaklaşık 25%'inin tırnak yediğini ortaya koyuyor.
Bu davranış bozukluğunun çocuğa gerek fiziksel gerekse sosyal anlamda olumsuz etkileri olabileceği düşünülünce konu hakkında yapılan araştırmaların sayısının yüksekliği de kaçınılmaz oluyor.
Tırnak yeme alışkanlığının nedenine ilişkin iki temel açıklama var.
İlki, bu davranışı kaygıyla bağıntılandırıyor (Hadley, 1984). Sinirleri gerilmiş bir çocuğun bunu dışarıya tırnak yiyerek yansıttığını söylüyor.
İkincisiyse "çevresel baskılanma" varsayımı (Schendler, 1984). Bu varsayımsa motor hareketleri kısıtlanmış çocukların tırnak yemeye daha eğilimli olduklarını savunuyor. Günümüzdeki çalışmalarsa genelde bu iki temel üzerinden yapılıyor.
20 Ocak 2009 Salı
Kalp Krizi ve Sıcak Su
Bu çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir.Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler.
Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan
edindik.
Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir sekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.
Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi- Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. (ilk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.
gönderirse bir hayat kurtarır. Bu nedenle bu mesajı tüm önemsediğiniz
arkadaşlarınıza gönderin.
11 Ekim 2008 Cumartesi
ÜZÜM ÇEKIRDEĞI

22 Eylül 2008 Pazartesi
Bel Fıtığından Korunmanın Yolları…

Doktora herhangi bir şikâyetle başvurma nedenleri araştırıldığında ortaya ilginç bir sonuç çıkıyor. Bu nedenler arasında, bel ağrısı ve buna bağlı bel fıtığı şikâyetleri soğuk algınlığından sonra ikinci sırada yer alıyor. Bel fıtığına yol açtığını bildiğimiz masa başında çalışma, bilgisayarın başından uzun süre kalkmama gibi şehirli hayatın bize sundukları bir yana, aslında en büyük sıkıntımız, "yanlış hareketler". Ya da doğru bildiğimiz yanlışlar. Erkeklerin en çok arabalarının bagajına ağır bir şey koyarken ya da alırken, kadınların ise buzdolabındaki sebzeliğe eğilirken belini sakatladığını biliyor muydunuz? Kadınlar için bir diğer riskli hareket ise, ütü yaparken iki ayaklarının üzerinde sabit durması ki, bunu hemen her kadın yapıyor.
Bunun bel için ne kadar zararlı olduklarını bilmiyorlar. Bel ağrısı ve bel fıtığından korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Anadolu Sağlık Merkezi'nin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlarından Dr. S. Yaprak Demir ve Dr. Semih Akı ile konuştuk...
Bel fıtığı; omurgayı meydana getiren kemiklerin arasındaki disklerden biri veya birkaç tanesinin, kendilerini tutan bağı iterek ya da yırtarak omurilik, omuriliği saran zar veya sinirlerin üzerine çıkıp baskı yapması olarak tanımlanıyor. Bel fıtığı, boyun veya kasık fıtığına göre daha fazla görülüyor. Bunun en temel nedeni, insan vücudunun en hareketli bölgelerinin başında gelmesi. Bu hareketi sağlayan bölge çok kısa ve son derece hareketli olunca, aradaki kıkırdağa çok yük biniyor. Omurgaya binen yük fazlalaştığında veya kıkırdağın üzerindeki yük dağılımı düzensizleştiğinde disk dışarıya kaçıyor.
Her 100 kişiden 80-85'i en az bir defa ciddi bel ağrısı çekiyor. Bel fıtığı ise her 100 kişiden ortalama 5'inde görülüyor. Omurga yaşlanması 30'lu yaşların başında belirti vermeye başlıyor. Bel ve boyun fıtıkları, 30–50 yaşları arasında çok sık görülüyor. Günümüzde erkeklerin birçoğu arabasının bagajından ağır bir şey alıp bagaja bir şeyler koyarken, kadınlar ise buzdolabının sebzeliğine eğilirken tutulup kalıyor. Bu hareketleri yaparken hiç özen göstermedikleri için, istemeden de olsa omurgalarını sakatlıyorlar. Bu iki hareket, bel fıtığını tetikleyen en önemli yanlışlar. Küçük yaştan itibaren omurgayı yeterli çalıştırmamak ve günün birinde ondan ani bir şey istemek bel fıtığını kolaylaştırıcı faktörler arasında yer alıyor. Kırsal kesimde küçük yaştan itibaren bağ bahçeyle uğraşan, otomobile daha az binen kişilerde bel fıtığına daha az rastlanıyor. Bu yüzden mesela bir kadın, buzdolabından bir şey almak için eğilirse, alttaki kıkırdağın üzerine yük çok fazla düşeceğinden fıtıklaşma oluyor. Kolaylaştırıcı ikinci etken ise ani ve yanlış açıda yük kaldırmak. Bazen burularak yukarıya uzanmak da, mesela özellikle hanımların mutfakta yana doğru kıvrılarak raflara uzanmaları bel için son derece zararlı.
Fizik tedavi ne zaman?
Ameliyat en son çare
Omurga için en ideal spor yüzmek. Bisiklet sporu da omurgayı oldukça iyi çalıştırıyor. Tenis ve yürüyüş yine iyi ama takım sporları ani hareketler gerektirebileceğinden omurga için riskli olabiliyor. Futbol, basketbol gibi sporlarda küçük yaştan itibaren omurganızı eğitmişseniz sorun yok. Bel fıtığı için tek tehlikeli spor kürek çekmek. Eğer basketbola veya futbola 20'li yaşlardan sonra başlarsanız, bağlar yeterince antrenmanlı olmadığı için bel fıtığı olma ihtimali yüksek. Evde veya spor salonlarında orta yaştan itibaren kürek yerine bisiklet veya koşu bandı tercih edilmeli.
Gerçek bel fıtığında ağrı, bacağa vuruyor ama bel ağrımıyor. Eskilerin "lumbago" diye bildikleri bel fıtığının ta kendisi. Yine "siyatik" dedikleri de öyle. Çeşitli görüntüleme yöntemleriyle özellikle MR çekilerek omurga incelendiğinde hiç bir şikâyeti olmayanların bile yüzde 30'unda disklerin yıprandığını hatta yerinden bir miktar çıktığı görülüyor. Bel veya bacak ağrısı olan hasta ya bir fizik tedavi rehabilitasyon uzmanına ya da bir beyin cerrahına başvurması en ideali. Bel fıtığı tedavisinde her zaman ameliyatsız tedavi yöntemlerine öncelik veriliyor. Doğru tedavi yapılırsa, bel fıtıklarının büyük kısmının ameliyata ihtiyacı yok. Toplam bel fıtığı vakalarının ancak yüzde 5'i ameliyata ihtiyaç duyuyor. Diğerleri istirahat ve çeşitli tedavi yöntemleriyle iyileşiyor. Bacağında kuvvetsizlik, çekme veya kısalma, ciddi uyuşuklar, tutukluk veya idrar, büyük abdest kaçırması olan hastalar hemen ameliyata alınıyor. Sinirin üstünde geri dönülmesi mümkün olmayan bir hasar başladığı takdirde, ameliyat kaçınılmaz oluyor. Bel fıtığında acil ameliyata çok nadiren başvuruluyor.
Sigara ve yaş risk faktörü
Bel ağrısının oluşmasında farklı etkenler rol oynuyor. Sıklıkla 30–50 yaş arasında ve her iki cinste eşit oranda görülüyor. ASM Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlarından Prof. Dr. Semih Akı ise, bel ağrısındaki diğer risk faktörlerini şöyle sıralıyor: "Özellikle ağır işlerde ve kompresyon cihazlarıyla çalışanlarda, tır şoförleri gibi uzun süreli vibrasyona maruz kalanlarda bel ağrısı daha fazla görülüyor. Yaşam tarzı ile yakından ilgili bir sorun. Ağır yük taşıyanlar, hamileler, beli zorlayıcı fiziksel aktivitelerde bulunanlar, sigara içenler ve kilo problemi olan kişiler bel ağrısı şikâyetine daha sık maruz kalıyor."
Akut ve kronik ağrının tedavisi birbirinden farklı. Prof. Dr. Akı, bel fıtığı tedavisine nasıl yaklaştıklarını ise şöyle özetliyor:
"Kronik ağrıda psikolojik faktörler rol oynuyor. Bu tip ağrıların tedavisinde hasta mutlaka psikolojik destek almalı. Onun için kronik ağrılı bir hastayı çevresiyle birlikte değerlendirmekte fayda var. Hastanın aile yaşamı, sosyal uyumu ve iş ortamı tedavi için önem taşıyor ve mutlaka bir arada değerlendirilmeli. Akut tedavide ise yaklaşım farklılaşıyor. Burada ilk akla gelen nokta ilaç tedavisi ve fizik tedavi oluyor. Akut bel ağrılarının bir yıl içinde tekrarlama ihtimali yüksek (yüzde 50) olduğundan korunma son derece önem taşıyor. Korunmada, hastanın kas yapısını ve duruşunu düzeltmeyi amaçlıyoruz. Onun için hastalara; tedavinin bir parçası olarak mutlaka iyileştirme eğitimi vermek zorundayız. Günlük yaşamları içinde nelere dikkat etmeleri, hangi egzersizleri yapmaları gerektiğini yaşamlarının bir parçası haline getirmelerini istiyoruz."
Bel fıtığından korunmak için...
* En etkili önlem, her gün yapılan bilinçli egzersiz. * Vücut ağırlığınızı idealin üzerine çıkarmamaya özen gösterin.
* Başınızdan yükseğe uzanmayın.
* Mobilya ve ağırlıkları kendinize doğru çekmeyin, mecbursanız itin.
* Aşırı bedensel yorgunluklardan kaçının.
* Vücudunuzu herhangi bir pozisyonda uzun süre hareketsiz tutmayın.
* Yattığınız yer sert olmalı, tercihen vücudunuzun en rahat ettiği gibi uyuyun ama bir yanınıza yatabiliyorsanız daha uygun olur.
* Otomobil kullanırken koltuğunuz direksiyona mümkün olduğunca yakın olsun.
* Otomobilde bel desteği varsa kullanın, yoksa ince bir yastıkçık koyun.
16 Haziran 2008 Pazartesi
İnsanın Yumurtlama Anı İlk Kez Görüntülendi
BRÜKSEL - Şimdiye dek yalnızca hayvanların yumurtlamasını ayrıntılı bir biçimde görüntüleyen araştırmacılardan sonra insanın yumurtlama anı ise kadın hastalıkları uzmanı Dr. Jacques Donnez’in bir hastasına rahim ameliyatı yaptığı sırada filme alındı.45 yaşındaki Belçikalı hastanın doktoru Donnez, New Scientist dergisine yaptığı açıklamada, bu görüntülerin, bilim adamlarının bu sürece dahil yapıları anlamasına yardımcı olacağını bildirdi.
Donnez, “nokta işareti” büyüklüğündeki bir yumurtanın yumurtalıktan çıkma sürecinin 15 dakikada tamamlandığına ameliyat sırasında tanık olduğunu da kaydetti.
Yumurtlama anının resimlerinin New Scientist dergisinde yayımlandığı bildirildi.
AAGüncelleme: 23:30 TSİ 11 Haziran 2008 Çarşamba
12 Haziran 2008 Perşembe
İlginç
Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur. 10 Haziran 2008 Salı
Boyun Fıtığı
Boyun bölgesi ağrıları, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan kas iskelet sistemi rahatsızlığı. Boyun ağrılarının görülme sıklığının yüzde 5-10 dolayında olduğu tahmin ediliyor.Boyun ağrılarının ne kadarı boyun fıtığından kaynaklanıyor?
Aslında sanıldığının aksine boyun fıtıkları boyun ağrılarının en sık karşılaşılan nedeni değil. Boyun bölgesi ağrılarının ancak yüzde 10- 20 kadarı boyun fıtığı kaynaklı. Fıtık ağrısı diğer ağrılara göre şiddetli olduğundan böyle yanlış bir kanı yerleşmiş. En sık karşılaştığımız boyun ağrısı nedeni myofasial ağrı sendromu olarak adlandırdığımız kas gerilme ağrıları. Bunu 50 yaşından sonra ortaya çıkan omurga kireçlenmesine bağlı ağrılar izliyor.
Boyun fıtıklarında ne zaman ‘ameliyat’ denir? Ameliyat sonrası tekrar riski ne kadar?
Bu konuda tam bir fikir birliği yok. Fizik tedavi uzmanı olarak bizler operasyonu son çare olarak düşünüyoruz. Bununla beraber büyük fıtıklarda omurilik bası bulguları oluşabilir. Böyle bir durumda hastalar bir an önce ameliyat edilmeli. Benzer şekilde fıtığın boyundan kola giden sinirlere bastırması durumunda kol kaslarında kısmi felç durumu oluşabilir.
Kas gücü kaybının giderek kötüleştiği belirlenirse yine cerrahi öneriyoruz. Sıkı takip edilebilen hastalarda kas gücü kaybının iyiye gitmesi durumunda ise fizik tedavi öneriyoruz. Bu hastalar fizik tedavi yöntemleriyle, başarıyla tedavi edilebiliyor. Bazı hastaların ağrıları ise tüm ilaç ve fizik tedavi yöntemleriyle geçmeyebilir. Böyle bir durumda ameliyat öneriyoruz.
Boyun fıtığı dışında kalan ağrılar neden oluşur?
Boyun fıtığı dışında en sık karşılaştığımız myofasial ağrılar, boynun uygunsuz pozisyonda aşırı kullanılmasına bağlı olarak kas gerilmelerinden kaynaklanır.
Tipik olarak bilgisayar kullanımı, başın uzun süre öne eğilerek yapılan ofis çalışmaları, uzun süreli telefon konuşmaları en sık karşılaştığımız myofasial ağrı sebepleri. Ayrıca aşırı stres, gerilim ve depresyonda bu tip kas gerilmesi ağrılarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıp tedavisini güçleştiriyor.
Ağır taşıma, meslek duruş bozukluklarının ağrılarda rolü nedir?
Boyun fıtıklarında bel fıtıklarından farklı olarak ağır taşımanın ve mesleğin etkisi belirgin değil. Alışkanlıklara bağlı duruş bozuklukları ve özellikle uygun olmayan yatak ve yastıklarda yatış en sık karşılaştığımız sebepler arasında.
Fıtık dışında kalan ağrılar ise bilgisayarla uzun süreli çalışan ve ofis ortamlarında çalışanlarda sık görülmektedir.
Boyun ağrılarına çekenlere öneriler
Boyun ağrısından korunmak için ofis çalışanları ergonomiye dikkat etmeli. Özellikle monitor göz hizasının hafif altında olmalıdır. Uzun süre baş eğik pozisyonda çalışılmamalı. Eğer bu tip aktiviteden kaçınmak mümkün değilse saatte bir ara verilip, boyun kaslarına düzenli germe egzersizleri yapılmalı.
Özelikle yaygın bir alışkanlık olarak karşılaştığımız televizyon karşısında, kanepe ve koltukta uygunsuz baş pozisyonu ile televizyon seyretmek ve uyumaktan kaçınılmalı. Geceleri yastıksız ya da çok yüksek yastıkta yatılmamalı. Mümkünse ortopedik yastık kullanılmalı.
Özellikle bayanlar ıslak saçla yatmamalı. Boyun ağrısı çeken hastalar oyalanmadan öncelikle bir fizik tedavi rehabilitasyon uzmanına başvurmalı ve onun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmeliler.
31 Mayıs 2008 Cumartesi
Tembel Kadınlar Nasıl Kilo Verir? - Casper_m
Hızla olmasa da, vücudunun forma girdiğini göreceksin.
Cameron Diaz'ın sörf hareketi
Ayaklarını arala ve hafifçe eğil, bu sırada kollarını öne doğru uzat ve bu şekilde yirmiye kadar say. Bu hareket, bacaklarını şekle sokarak, karnındaki fazlalıklardan kurtulmanı sağlayacaktır. Bu hareketi yaparken düzenli şekilde, nefes alıp vermeyi unutma.
Rachel Stevens'ın patenci hareketi
Tek ayağının üzerinde dur ve bacağını dizinden hafifçe bük. Bu sırada tek kolunu öne doğru uzat. Pozisyonunu hiç bozmadan, diğer bacağının üstüne doğru zıpla.
Bu hareketi müzik eşliğinde yaparsan, vaktin nasıl geçtiğini anlamazsın bile!
Tash Bedingfield'in T duruşu
Yana doğru yere yat. Bacaklarını gergin olarak uzat. Sonra tek kolunu kullanarak, yukarı doğru yüksel. Bu hareketi 10 defa tekrarlamaya çalış.
Bu hareket, ilk bakışta zor gibi görünse de, yaptıkça alışacaksın. Kolların ve belin şekle girecek.
Paris Hilton'un ağırlık çalışması
1. Eline ağır bir kitap al ve bir sandalyeye dimdik otur. Kitabı tutarken, ellerini kucağında birleştir.
2. Ellerini yukarı kaldır ve indir.
Paris Hilton kollarının güzelliğini bu harekete borçlu. Bunu 10 defa tekrarla.
Jennifer Lopez'in kolay karın hareketi
1. Sırt üstü yat ve bacaklarını dizinden bük. Tek bacağını dizinin üzerine koy.
2. Bu şekilde belinden hafifçe sırtını kaldır.
J LO karnını bu şekilde formda tutuyor.
Hangi Meyvenin Suyu Neye İyi Geliyor?
Sistitin önlenmesini sağlar. Kızılcık suyunda bulunan proantosiyadin adlı madde, sidik yolu enfeksiyonu riskini azaltır. C vitamini içerir.
KiVi
C vitamini deposu. Enfeksiyonlarla mücadele etmek ve cilt kusurlarını engellemek açısından faydalı.
PORTAKAL
Bağışıklık sistemini güçlendirir, kansızlığa iyi gelir. C vitamini ve folik asit kaynağı. Hamilelerin bolca tüketmesi faydalı.
ANANAS
Ağır proteinleri sindirmeye yarayan bromelain enzimi vardır. Ayrıca doğal şekerler açısından da zengin, enerji verir.

YABAN MERSİNİ
Cilde iyi gelir. Kansere sebep olan serbest radikalleri yenen ve kolajeni bozulmaktan koruyan antosiyaninler açısından zengin.

MANGO
Gözlere, cilde iyi gelir. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır. Serbest radikalleri yok eden beta karoten açısından zengin.

GREYFURT
Bağışıklık sistemi için yararlı. C vitamininden zengin. Ancak ilaç kullanıyorsanız dikkatli olmakta fayda vardır.

26 Mayıs 2008 Pazartesi
Keneden Korunma Yöntemleri - Casper_m
Tarım İl Müdürlüğü, KKKA hastalığından ölüme neden olan kenelerle ilgili uyarılarda bulundu. Buna neden olan kenenin Sakırga, Kerni olarak halk arasında bilindiği belirtilen açıklamada, bu tür kenelerin neden olduğu hastalığın Mayıs ve Ekim aylarında görüldüğü belirtildi.Tarım İl Müdürlüğü'nün konuya ilişkin açıklaması şöyle:
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Nairovirüslerin neden olduğu, hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur.
İnsanlar virüsü; enfekte kenelerin yapışması (kan emmesi) sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla bulaşık hayvanların kan ve dokuları ile temasla bulaşır.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının virüsünün bulaşmasına etken olan kene halk arasında, sakırga yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir.
Hastalık genel olarak Mayıs ve Ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir. Hastalık için, çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerinde görev yapan sağlık personeli, kamp yapanlar risk altındadır.
Yapışan keneler kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak döndürmeden yavaşça çekip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra tentürdiyot sürülmelidir.
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giymeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır. Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, kolonya, gazyağı vb.) dökülmemeli sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmalıdır.
Hastalıktan korunmak için
- Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan uzak durulması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli;
- Piknik amaçlı veya işleri dolayısıyla su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdırlar. Özellikle kırsal alanlarda dolaşırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giymeli, ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.
- Hayvan sahipleri; hayvanların sağım ve kesim zamanlarını dikkate alarak hayvanlarını ve barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.
- Ağıl, ahır ve hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları, hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanların pülverizatör ile ilaçlama yapılmalıdır."
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Göbek Eritme - Casper_m
Göbeğinizden bir an önce kurtulmak istiyorsanız egzersiz konusunda bilinçlenmelisiniz... Dört tane ana karın kası grubu vardır. Bunlar üst karın ve alt karın kaslarımız ve çapraz karın kaslarıdır. Kısa mekikler yapmak üst karnı aktif olarak çalıştırır yani yattığımız yerden doğrulmaya çalışmak...
Her iki bacağımızı yerden 15-20 santim kaldırıp indirmeye çalışmak, havada bisiklet pedalı çevirir gibi hareketler yapmak ise alt karnı çalıştırır. Yattığımız yerden çapraz doğrulmaya çalışmak da çapraz karın kaslarını çalıştırır. Karın kasları kuvvetlendiğinde duruş düzelir, bel ağrıları azalır. Görünüm olarak çok daha genç bir duruş sağlanır. Çalışan kasın üzerinde
yağ birikimi oluşmaz, kuvvetli karın kası olanların ileri yaşta karın bölgesinden fıtık oluşumu engellenir. Birkaç dakikalık hareket size sağlık olarak geri döner.
Yürürken göbek eritin
Örneğin otururken karın kasınızı kasılı tutun, on saniye içinizde havayı tutun sonra bırakın.
İzometrik dediğimiz kasılmalar karın kasımızı korur. Ayrıca yürürken insanlar karın kaslarını kasılı olarak yürüdüklerinde aktif olarak karın kaslarını çalıştırmış olurlar. Bunlar alışkanlık haline de getirilebilir. Bu alışkanlık aynı zamanda size çok daha dik bir duruş kazandıracaktır. Karın kaslarınızı çalıştırırken bir yandan da yanlış duruş pozisyonlarınızı da düzeltmeniz mümkün olabilir.
Otomobil kullanırken göbek eritin
Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir... Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemlidir. Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz. Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler. O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece 'spora zamanım yok' diye bahaneniz de kalmaz. /sabah/
Göbek Eritme Videoları:
Daha Sıkı Kalçalar İçin - Casper_m

Küçük, dar ve sıkı kalçalar… Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hayal değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.
Kasları çalıştırın
Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart. Bunun için en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor. Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal. Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun. Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor.
17 Mayıs 2008 Cumartesi
Kadınlarda Saç Dökülmesi ve Sebepleri - Casper_m
KADINLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ,SEBEPLERİ
KADINLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ
Dünyada herbeş kadından birinde ani saç dökülmesi görülmektedir.bu durum insanlar için can sıkan bir hal alabiliyor.Saç insanın görüntüsünde,psikolojisinde,sosyalleşmede ve günlük yaşantıda önemli bir yer tutuyor.saç dökülmesinin en önemli nedenlerini ve bunları nasıl engelleyebileceğinizi biliyor musunuz?
Bilimadamları her 5 kadından birinin saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kaldığını ve böylelikle bunun sadece bir erkek sorunu olmadığını belirlediklerini söylüyorlar. Ancak korkmayın, çünkü kadınların erkeklerden farkı; saç dökülmesi nedeninin saptandıktan sonra engellenebilir olması. İşte size 10 neden ve 10 çözüm sıralayalım
Erkeklik hormonları: Kadınlarda saç dökülmesinin en önemli nedeni; erkek cinsellik hormonlarıdır. Saçın gelişmesini sağlayan hücreler androjen hormonuna karşı hassasiyet göstererek aniden işlevlerini kaybetmeye başlarlar. Androjen hormonundan kaynaklanan saç dökülmesi kalıtsaldır. İyi haber; hormon terapisi saç dökülmesini durdurabilir. Antiandrojen ve östrojen içeren doğum kontrol hapları ile doktor kontrolünde tedavi sağlanabilir.
Doğum:
Gebelik sırasında birçok kadının saçları gürleşir ve güzelleşir. Bunun nedeni; vücudun östrojen hormonunu daha fazla salgılamasıdır. Doğumdan sonra östrojen hormonunun miktarı azaldığından saçlar da dökülmeye başlar. Endişelenmenize gerek yok; çünkü bu saçlar östrojenin gebelik sırasında koruduğu saçlardır.
Tiroid bezi bozuklukları:
Tiroid bezinin az ya da aşırır çalışması saç dökülmesine yol açan önemli bir faktördür. Yorgunluk ya da asabiyet, hiçbir neden yokken kilo alıp verme, ateş basması ya da üşüme tiroid bezi bozukluğunun belirtilendendir. Bu durumda doktor kontrolünde hormon ya da iyot tabletleri kullanarak sorununuzdan kurtulabilirsiniz.
Vitamin ve mineral eksikliği:
Bilinçsiz beslenme ve diyetler saçı olumsuz etkiler. Vitamin, mineral ve protein eksikliği saçı cansızlaştırarak dökülmesine yol açar. Sağlıklı saçlar için B6, B12, C, E ve biyotin vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, kalyum, çinko, bakır ve demir gibi amnioasitler de çok önemlidir. Eğer bu maddeler sağlıklı bir beslenme ile elde edilemiyorsa tabletlerden yararlanabilirsiniz.
Kepek:
Sağlıksız bir saç derisi, saç köklerini besleyen maddelerin köklere ulaşmasını engeller. Bu da saçların dökülmesine neden olur. Saç dökülmesini engellemek için kepeğe karşı etkili bir şampuanın düzenli olarak kullanılması gerekir.
İlaçlar:
Bazı tıbbi maddeler saçların dökülmesine yol açabilir. Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi, hipertansiyon ilaçları ve kolestrol düşürücü ilaçlar saçın gelişimini engelleyebilir. Bu durumda doktorla görüşülerek mümkünse ilaçların değiştirilmesi istenebilir.
Amalgam:
Hemen hemen bütün ağır metaller gibi, diş dolgusunda kullanılan amalgamdaki civa da saç dökülmesine neden olabilir. Böyle bir saç dökülmesinin söz konusu olup olmadığı saç minerali analiziyle anlaşılabilir. Bu metalin vücuttan uzaklaştırılmasıyla birlikte saç dökülmesi durur.
Stres:
Stres ve diğer psikolojik sorunlar vücut işlevlerini sekteye uğratırlar. Bu durum saçlara da yansır; saçlar daha hızlı dökülmeye ve daha yavaş uzamaya başlar. Bu durumda tek çözüm yolu vardır; stresten uzak durmak.
Mevsim değişikliği:
Bazı kişilerde ilkbahar ve sonbaharda normalden daha fazla saç dökülmesi görülür. Ancak bu endişe edilecek bir durum değildir. Saçlar bir süre sonra kendilerini toparlarlar.
Bağışıklık sisteminde sorun:
Saçların aniden tutam tutam dökülmesi ve saç derisinde açıklıkların oluşması saçkıranın belirtileridir. Uzmanlar bu durumu şöyle açıklarlar: “Saç kökleri vücut tarafından adeta yabancı bir madde gibi zarar görürüler.” Saçlar genellikle kendiliğinden eski haline dönerler, bazen bu onarım için aylar gerekebilir. Çinko tabletleri tedaviyi kolaylaştırabilir.







































