Güzel Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2010 Cumartesi

BÜYÜK İSKENDER

BÜYÜK İSKENDER, FELSEFENİN DUAYENİ SAYILAN ARISTO' YA BİR MEKTUP YAZAR.
''ZAPTETTİĞİM TOPRAKLARDAKİ İNSANLARI TAHAKKÜMÜM ALTINDA TUTABİLMEK İÇİN NELER YAPMALIYIM '' DIYE GÖRÜŞÜNÜ SORAR;
1- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI SÜRGÜNE Mİ GÖNDEREYİM?
2- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI HAPSE Mİ ATAYIM ?
3- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI KILIÇTAN MI GEÇİREYİM?
ARİSTO' NUN CEVABI :
1- SÜRGÜNDE TOPLANIP SANAKARŞI BAŞKALDIRIRLAR,
2- HAPİSHANELER MİLİTAN YUVASI OLUR, KONTROLDEN ÇIKAR,
3- ONLARDAN SONRAKİ KUŞAK İNTİKAM HIRSIYLA BÜYÜR, TAHTINI SALLAR.
ÇÖZÜM OLARAK ŞU NASİHATI VERİR:
''İNSANLARIN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKECEKSİN, BİRBİRLERİYLE SAVAŞINCA HAKEM OLARAK KENDİNİ KABUL ETTİRECEKSİN, AMA ANLAŞMAYA GİDEN BÜTÜN YOLLARI TIKAYACAKSIN. ''

30 Nisan 2009 Perşembe

Hadi Gülümse

Gülümse, hayata gülümse
O sana belki de her zaman hüzün ve keder dolu günler verdi.
Hic ummadığın deryalardan çılgın dalgalar vurdu, gülümse
Belki de çok uzaklarda kızgın bir bulut şimşekler yağdırdı yüreğine
Ağlama, icindeki nefret kini bulaştırma ruhuna,gülümse
Alacakaranlık kuşagında, düşlerin bile acı cektiği sonsuzlukta.
Hadi sen de gülümse.

10 Şubat 2009 Salı

DOSTLUK

Hastalıkların tedavisi sadece bir takım iğne ve haplardan ibaret değildir..
Allah (c.c) Kur’ân-ı Kerîm’de, Kur’ân ve balın şifa olduğunu beyan ediyor.
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) fakirleri doyurmanın, yetimi sevindirmenin, sadaka vermenin, tebessümün… de birçok hastalıklar için şifa olduğunu haber veriyor.
Hz. Dâvud Aleyhisselâm’ın hikmetli bir sözü vardır. Der ki:
“Dostlardan ayrı kalmak kişiyi hasta eder.”
Demek ki, hakiki dost da birçok hastalıklar için şifa oluyor.
Hakiki dostluk Allah (c.c) için olanıdır. Bundan dolayı hakiki dostlar demişler ki:
Fâni dünyanın padişahı değiliz.
Gönül hırkalarını yamar giyeriz.
Dostlarla ağlar dostlarla güleriz…
Dostlarla gülüp dostlarla ağlayabilmek; böyleleriyle dostluk bağları oluşturabilmek mesele budur.
Böyle dostların yokluğudur insanları hasta eden.
Şair Bâki’ye arkadaşları kaç çeşit dost var diye sorarlar.
Bâki, üç çeşit dost olduğunu söyler ve şöyle sıralar:
“Bir dost vardır gıda gibidir, onu her gün ararsın
Bir dost vardır ilâç gibidir, icâb ettiğinde ararsın.
Bir dost vardır ki hastalık gibidir, o seni arar.”

Hadi, kendinizi tahlil edin bakalım, sizin dostluğunuz ve dostlarınız hangi gruba giriyor?
Dostlarınız ne kadar çok olursa olsun katiyyen bezginlik göstermeyin.
Dostları çoğumsamayacağız, bin dostumuz da olsa.
Düşmanlarımızı da bir tane bile olsa azımsamayacağız.
Dinimizin düşmanı câmi bile yapsa onu “Mescid-i Dırar” bileceğiz.
Dostlarını asla üzmeyeceksin; nasıl olsa onlar sadık diyerek ihmâl de etmeyeceksin.
Senin dostluğun eline geçen makam, mevki, şan ve şöhretle birlikte netleşir.
Eba Müslim Horasanî’nin enfes bir tespiti vardır.
Levha yapıp duvarlara asılması her gün de okunması gereken bir tespit.
O diyor ki:
“Onlar, zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular.
Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar.
Yakınlaştırılan düşman dost olmadı.
Ama uzaklaştırdıkları dost düşman oldu.
Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”
Bu meyanda Hz. Ali (RA)’nin bir sözü burada yerini almalı.
Diyor ki:
“Dostların kâlbini kırmakla düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun…”
Dostunu-düşmanını tanıyamamak denilen şey de bu olsa gerek.
İmam-ı Şâfii rahmetullahi aleyh hazretleri de dostluk hakkında hep kulaklarımızda küpe gibi kalması gereken şu tespitinde der ki:
“Zor günde faydası olmayan arkadaş,
Düşmanına yakındır kıyaslanırsa,
Hangi asırda yaşarsa yaşasınlar,
Gerçek dostlar ve kardeşler,
Ortaya çıkar o kederli ânlarda…”
Batı ve Batılı kafa yapısına sahip kimselerden gerçek dost olmaz.
çünkü Batılı insanın kafası bakkal terazisi gibidir.
Hep maddî düşünür.
Ne kadar menfaat koyarsan o kadar dostluk alırsın.
Onların dostluğu, arkadaşlığı, akrabalığı, komşuluğu hep menfaate dayanır. Batılı’nın aklı kendi eliyle yapıp istasyonlara koyduğu gazoz makinesi gibidir.
Bu makineye para atmazsan nasıl gazoz çıkmazsa, Batılılara da menfaat vermezsen dostluk alamazsın.
Sadece menfaate dayanan Batı dostluğuna kanmak şuursuzluğun neticesidir.
Dostlarımıza bakalım; hakiki mi sahte mi?
Denemeden de anlayamayız.
Muhtaç olduğumuz anlar denemek için bir fırsattır.

30 Ocak 2009 Cuma

24 Ocak 2009 Cumartesi

Dostluk...




Bir gün bunalırsan ve sıkıntını paylaşmak istersen beni ara...
İki elim kanda olsa gelirim, sıkıntını yok ederim...
Bir gün ağlayacak gibi olursan da ara beni...
Seni belki güldüremem ama, söz veriyorum, senle birlikte ağlayabilirim. ..
Bir gün uzaklara kaçmak istersen beni aramaktan çekinme...
Seni belki durduramam ama, senle birlikte koşabilirim...
Bir gün herhangi bir konuda kararsız kalırsan ara beni...
Seni senden fazla düşünür sana fikirler verebilirim. ..
Bir gün kimseyi dinlememeye karar verirsen de ara beni...
Ağzımı açmayacağımı, söylemediklerini bile dinleyeceğimi bil...
Bir gün beni üzdüğünü düşünürsen de çekinme, yine ara beni...
Göreceksin, sana kıyamam, kızamam, üzemem seni...
Bir gün beni ararsan ve benden bir karşılık alamazsan...
Söz ver : o zaman sen ulaşmalısın bana...
Çünkü, o an bir meleğe gereksinim duyduğumu bilmelisin.. .
ÇÜNKÜ... BİZ DOSTUZ


9 Ocak 2009 Cuma

Gitmeliydik Seninle..



Gitmeliydik seninle..
O hiç bilmediğimiz şehirlere yol almalıydık el ele.

Sokaklar ıssız gölgelerimizi vermeliydi

yağmur sularındaki birikintilerin üzerine

ve sen beni eğilip öpmeliydin

kısa boynumdan koklayarak,

çekerek nefesimi nefesine…

26 Aralık 2008 Cuma

Yüreğim Seni Çok Sevdi Gı...

Anlamamak ya da anlaşılamamak...

Bir yazıyla başladı herşey , bir söz alevlendirdi ortalığı... Kavruldu beden yokluğunda , düşlerim soldu , rengim siyaha çaldı ve dilimde bir tek adın vardı...

Seni özledim mavinin en güzeli...

Şarkıda diyordu ya ; "bana kimse sen gibi sarılmadı" diye... Kimse , hiç kimse sen gibi sarılmadı . Hiç kimseye , seni seviyorum bu kadar çok yakışmadı...

Bir sürü cümle vardı söylenen , ama bizim hiç bir cümleye ihtiyacımız yoktu ! Hiç bir kelime içimizdekileri açıklayamıyordu !

Gözlerimiz konuşuyordu , dilimiz sessiz olsa da gözlerimiz anlatıyordu herşeyi !

Gözlerimin ışığı hiç bir zaman bu kadar çok aydınlatmadı çevreyi ve hiç bir zaman bu kadar mutlu olmadı !

Suskunluklar yüklendi bedenime , insanlar bunu pes etmek sandı. Oysa hep yokluğunda bile seni bekleyeceğim dedim , kaç yaşına gelirsem geleyim kalbim her zaman sana ait olacak dedim...

Ben seni sevdim mavinin en güzeli...

Ben seni çok sevdim...

Bu nedenledir ki ; bi ömür yalnızlığı göze aldım ve adını dilimden biran olsun düşürmedim...
...


Herşeyin ilacı sevgiydi , insan ancak sevgisiyle birşeyleri başarabilir , ayağa kalkabilirdi. Ayağa kalk mavinin en güzeli , çünkü sana duyduğum sevgi daha keşfedilemedi !
...

Sevgide ; sevilen hiç üzülmesin isteniyor... Güzel olan ne varsa ; hepsini sevilene yakıştırıyor...

Güzel sıfatı , senle oluştu mavinin en güzeli...

Aşk masalları , bizi kıskananların yazdıklarıyla ortaya çıktı ! Bir çok kişi kıskandı , nazar etti belki . Ama tüm nazarlar eridi sevdamız sayesinde...

Seni sevdim mavinin en güzeli...

Bu yüzden senden gitmeyi bir kez bile düşünmedim... Ben senden gitmem , gidemem... Bir ömür yalnızlığa demir atacak olsam da , uğruna hr gün bin damla kan dökecek olsam da ; bu yürek senin...

Sen ise ; bi ömür bekleyeceğim...

/Yüreğim seni çok sevdi ! /
_____________________________________________________

Gideceğim vazgeçtiğim anlamı taşımadı hiç bir zaman... Ben çok sevdiğimi ve bi ömür yalnız olmayı göze aldığımı defalarca belirttim...

Yaşıyorsam halen bi umudum var demektir ve bu savaşımdan ölmedikçe vazgeçmeyeceğim
...

Kadın Adamı Seviyordu...

Kadın adamı çok seviyordu...
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam...
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına...
Beni seviyor musun?
Tabi, dedi adam...
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam...
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam...
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam...
Ağladı kadın...
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam...
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam...
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam...
Sustu kadın...
Verecek bir şeyi kalmadığında...
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için...
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam...
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı...



"Ten canın aynasıdır,hem can tenin,
Lakin olmaz can gözü her kimsenin"
mevlana



Can gözünüzün açık olması dileğiyle.......

20 Aralık 2008 Cumartesi

İyi ki varsın - İyi ki vardın Olma!



Nasılda gittin hiç acımadan…oysa ellerim daha doyamamıştı sana. Tüm yaşanmışlıkları nasılda bir çırpıda silebildin? yaşanılan onca anı, çekilen onca acı….. hepsi ne kadarda güzeldi… zaten sen varsın diye her şey güzeldi. acılar bile senin eserin olduktan sonra çekilmez olmuyordu.
Yaşadım seninle… ellerim seni arıyor şimdi... son kez ellerimi tuttuğun geceyi hatırlıyor musun? ve bir daha hiç bırakmayacağına dair yeminler ettiğini….
İnanmıştım sana… bırakmazsın beni sanıyordum. yalan mıydı yaşanılanlar? Söylesene beraber sabahladığımız gecelerde kurduğumuz hayallerin hepsi sadece birer avunuş muydu?
Sevginle bitirdin beni… bense seni sevgimle boğdum… haklısın. bu kadar büyük bir sevgiyi kaldıramazdı yüreğin… ve kaldıramadı da… kahretsin ki yine ben haklıydım, her zaman ki gibi… yaşattığın o büyük acı bedenime ağır geldi. kan kustum ama çok sevdim, hep sustum….
Kaybetmemekti tek istediğim… bir kez daha böyle sevemezdi bu yürek..
Sevemedin ki…
sadece sendin o küçük yüreğimdeki bitmeyen sancım…
geceleri uyuyamadığım kabusumdun belki de…
yada görmekten hiç bıkmayacağım en güzel rüyalarımdın….
Yaşamımdın….
Evet,benimle birlikte göçecekti sevdan yüreğimden…
nasılda güzeldi yaşanılanlar.. her ayrılığın arkasından ağlamak bile güzeldi.
Şimdi yoksun…
ve şimdi sadece bir ayrılığın arkasından ağlıyorum...
Senin arkandan….
Gitmeseydin en güzel yarınlar, en güzel hayaller bizim olacaktı..
Gitmeseydin bir ömrüm senindi….
Gitmeseydin….
Keşke gitmeseydin…
yalnızım şimdi, sensizim..
Nasıl kopardın ellerini benden?
Saçlarımın arasında kaybolan ellerini nasıl da çektin aldın?
Her şey yarım şimdi..
Acımasızdı zaman..
Seni benden sorgusuzca,sualsizce alıp götürüyordu…
sen ise acımasızca gidiyordun…
Gitmeseydin balım,
alıp gitmeseydin gözlerini benden…
sevdim seni…
yaşattığın acı küçücük yüreğime sığmayacak kadar büyük olsa da
yinede her şeye rağmen seninle geçirdiğim her an bu acıya değerdi….

İyi ki vardın!

Alıntıdır

14 Aralık 2008 Pazar

Büyüyorsun İçimde


Yağmurlar içime içime yağıyor

içimdeki kuraklık bitmiyor

Bitmez sandığım yollar aynı çıkmazda tükeniyor

Çünkü yoksun gelmiyorsun

Bir çığ gibi büyüyorsun…

2 Aralık 2008 Salı

Hayat Bir Tangodur....

Önce kendinizin, sonra karşınızdakinin adımlarını öğrenirsiniz. Eşinizi gereğinden fazla kontrol ederseniz dansın esnekliği kaybolur.
Serbest bırakırsanız, ona yüklenir, dengeyi bozarsınız...

Hayat bir tangodur ve tango iki kişiyle olur. İyi tango yapabilmek için çiftlerin tarzlarını bilmesi, birbirlerine ve müziğe uyum göstermeleri gerekir.

Müzik değişir, eş değişir, tango bitebilir. Bunu farketmek ama endişesiyle yaşayıp dansı da mahvetvemek gerekir. Çünkü aslında biten tek şey "o an"dır. Ve yeni bir an'ın da başlangıcını yaratan...

7 Ağustos 2008 Perşembe

22 Temmuz 2008 Salı

Seviyorum seni çoook

Anılar kilitlemiş sana
Mevsimler deli gibi bana
Allahım da şahit buna
Gel içimden seni alsana
Kolaysa sen unutsana
Yazıklar olsun bana
Seviyorum seni çoook...

15 Temmuz 2008 Salı

Sevgi Tıpkı Bir Gül Gibidir.

Sevgi Tıpkı Bir Gül Gibidir.
Rastgele Tutarsan Dikeni Batar,
Yapraklarını Açarsan Duyguları Akar,
Eğer Tutmasını Bilirsen O Gül Sana Tapar...


Aşk, Gülü Dikeniyle Avuçlamaya Benzer.
Ellerin Kan İçinde Kalır
Ama Dikenlerinden Hesabını,
Gülden Soramazsın

16 Haziran 2008 Pazartesi

Sözler

  • Yıkılmayan ağacın yeri belli olmaz!
  • Hıyara kıyasla turpa şükür!
  • Meyvesi çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
  • Hekim hastasını nadiren tedavi, genellikle teselli eder.
  • Üniversiteye girip de çıkamayanlara profesör denir.
  • Okumak sanatı esasları hatırlamak, ayrıntıları unutmaktır.
  • Bence en acınacak insan, görevinde ücretten başka bir şey alamayandır.
  • Hayat denklemi: Çalışma (10) x Doğruluk (10) x Bilgi(10) x Güzellik (10) x Şans (0) = 0
  • Biz sidikle pislik arasından dünyaya geldik, öğünmemiz nedendir?
  • Hayat üstü pamuklarla örtülü bir kazık tarlasıdır.
  • Hayatta bütün setler üzerinden geçilmek için yapılmıştır, önünde durulmak için değil!
  • Dilediğin gibi yaşa, nasılsa öleceksin!
  • Yükselmek için kendi ayaklarınızı kullanınız, başkalarının sırtı ve ellerini değil!
  • İyilik belki unutulur ama ölmez. Kötülük ölür ama unutulmaz.
  • Göz medeniyetler yapar fakat medeniyetler göz yapamaz.
  • Moloz alma adam al. Adam yoksa hiç kimseyi almamak hırdavat almaktan iyidir.
  • Sevmek oturup birbirine bakmak değil, belki beraberce aynı yöne bakmaktır. Söndüremeyeceğin ateşi yakma!
  • Yaşlılık gözlerde başlar, genital organlarda biter.
  • Gülme bunlara, doktor gülmez, tebessüm eder!
  • Herkesin ter kokusu ayrıdır, parmakizi gibidir.
  • Yüksek makamlar yalçın kayalara benzer. Oralara nadiren kartallar, çoğunlukla kertenkeleler çıkar.
  • Yolun ilerisini göremiyorsanız dönemece gelmişsiniz demektir.
  • Aşk hayatta her yaşta insana musallat olan bir hastalıktır.
  • Kader size bir limon verdiyse, ondan limonata yapacaksınız!

Kaynak: İstanbul Tıp Fakültesi 1985 Yıllığı, s.474.47

10 Haziran 2008 Salı

Bir Kadını Ağlatırken Çok Dikkat Edin

"...Bir kadını aglatırken çok dikkat edin,
Çünkü Allah gözyaşlarını sayar!
Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı,
Ayaklarından yaratılmadı,
Öyle olsaydı ezilirdi;
Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.
Ama göğsünden yaratıldı,
Eşit olsun diye;...
Kolun biraz altından korunsun diye....
Kalp hizasından SEViLSiN diye..."

8 Mayıs 2008 Perşembe

Oysa - Casper_m

Büyük bir kelimedir. Oysa...
İçinde açıklama, kırgınlık, pişmanlık, hayret, küskünlük ve daha bir dolu duygu barındırır.
Bazen tek başına koca bir paragrafı açıklamaya bile yeter...
'Oysa' dersiniz...
Oysa böyle değildi başlangıçta,
''beni sevdiğini söylüyordu”,
''başaracağından emindi,''
Çok güveniyordu kendine,
''yağmur yağmayacak, bir değişiklik olmayacak, verilen sözler tutulacak demişlerdi,''
Burada olacağını söylemişti;
''yapabilirim, yetişebilirim, toparlayabilirim sanıyordum,' '
Çok uzak değil diye düşünüyordum,
''başka türlü hayal ediyordum,'Başına getireceğiniz her 'oysa' anlaşılır bir burukluk taşımaktadır okuduğunuz şu cümlelerde...
***Ölüm oracıkta duruyor, kapının kıyısında.
Kimine 80 yıllık bir renkli ömür veriyor, kimini yirmisinde alıyor.
Oysa... Oysa herkes hiç ölmeyeceğini düşünerek yaşıyor.
Bu yüzden hiçbir yere götüremeyecekleri 'taşınmazlar' için diş biliyor, tırnak biliyorlar.Bu yüzden hiç sakınmadan nefret ve öfke kusuyorlar.
Bu yüzden sadece kendilerine bakıyorlar, 'iç' lerine hiç göz atmadan...
Oysa kısacık hayat.
Kendisine verilenin nasıl alındığını anlamıyor bile insan...
Bugün bir düşünsenize; üç ay önce, beş yıl önce, yirmi yıl önce ne düşlemiştiniz?
Neler kurmuştunuz, ne çiçekler sipariş etmiştiniz ömrünüzün en güzel bahçesi için... Görüyor musunuz 'oysa' ne yaptınız kendinize?

Yaşamak - Casper_m

Bir lokma ekmeğin kavgasıdır, yaşamak
Bir lokma ekmeği paylaşmaktır, sofrada
Aile kurup çocuğa karışmaktır, belki
Topluma ait almaktır, mesai saatlerinde
Akşamları özlemle eve doğru koşmaktır.
Yarını düşünerek geçirilen bu günlerdir.
Yaşanmamış yarınlar için olmaktan ibarettir.
İki kişinin bir canda bedende olmasıdır
Geçmişe hasretin geleceğe tecrübesidir
Bir toplum için kazanılan savaştır, meydanda
Bir gönül aşkını, nefes nefese aramaktır
Bir aşık için sevdiceğimdir, can veren yüreğidir
Yarınlar için hayal kurmaktır, ümit etmektir
Gece ile gündüzün birbirini izlemesi gibi bir ritimdir
Çiftçinin gözlerinde ki bir parlamadır yaşamak
Bir Ankaralı için barajların dolmasıdır
Toprağa düşen ilk nisan yağmurudur, belki
Yıllar sonra bir geç kalmış bir tebessümdür.
Gül yüzünde bir gülümsemedir, bana ait olan
Geçmişteki anılarımızdır, hasret ve hüzün dolu
Bilinçaltımda kalan son kırıntılarımdır, sakladığım
Gökkuşağı altında yağan yağmur damlalarının altında
Ellerimin arasındaki saçlarından damlaların toprağa düşmesidir
Yağmur altında dudağından gelen bir öpücüktür.
Hiç bir zaman olmayacak hayaller kurmaktır
Yarınlarda şu anın bugünlerde dünlerin eseridir

Yaşamak birilerinin ölümüdür, göz koyulmuş topraklarda
Bir damla için binlerce kan dökmektir, yaşamak işte budur
İnsanoğlu demişler bu zalim hayvana, bencildir unutma.
Kendini kelimeleri ile iyi anlatır, ince ayar verir nede olsa
Güçlü olan kazanır, kötü bile olsa katliam bile yapsa
Yaptıklarına bahanesidir gelecek kaygısıdır, haklıdır
Toplumların içine nifak tohumları ekerken görülmez
Etkiler yeni yetmeleri, gözleri boyar, hayalleri çalar
70 milleti birbirine katar, benimde gözlerim dolar
İşte yaşamak bunlara kaygıyla seyirci kalmaktır
Yaşanmayacak yarınlar için boş düşler kurmaktır.