Aşk Fısıltıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk Fısıltıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2010 Çarşamba

SENİ SEVİYORUM DİYEBİLMENİN GÜZELLİĞİ




Sevmek...
Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi...
Yaşamımıza renk katan yegâne şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek, hissettirmek. Sevmek...
Her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri, denizi, suyu, her şeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında, yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu. Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince.
Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz, nedense kullanmayıp saklıyoruz. Hâlbuki ne güzel iki kelimedir “ seni seviyorum ” diyebilmek. Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.
Dünün, sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında “ seni seviyorum güzel çiçek” demek, ne hoş bir karşılamadır onu. (aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten gelen bir gülümseme ile kendi kendimize “ seni seviyorum ” desek, diyebilsek keşke.
“ seni seviyorum ” öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında; söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında. Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere, büyüklerimize, tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan,” acaba tepkileri ne olur, ya da çok söylemeyeyim etkisi azalır ” diye düşünmeden. Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar, uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder. Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek, alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.
Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacağımızı düşünecek olursanız; bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim, haykıralım sevgimizi; “ seni seviyorum ” diyelim.
Eşimizi ya da sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladığımız bavulun içine, giysilerin arasına “ seni seviyorum ” yazan minicik notlar iliştirelim. Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine “ seni seviyorum ” mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık, öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.
İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki “keşkelerin” sayısı hızla artacaktır inanın buna. Oysaki “keşkelerin “geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider, yakalayamazsınız.
O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim, “ seni seviyorum ” demeyi de sevelim, tüketelim bolca. Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek, size geri dönüşleri katlanarak artacaktır.
Şu iki s'yi söylemekten çekinmeyin ss ss ss

26 Temmuz 2009 Pazar

Canım Yalnızca Sevmek İstiyor Seni...

Image Hosted by ImageShack.us

Canım yalnızca sevmek istiyor seni...
Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni...
Saçlarını yüzünden ayırıp, gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden, ismini bedeninden ayırıp ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi, keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni...
Nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa, sırf aklıma esti diye, sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi.. Süregelen bir sevgiyle değil, öğretilmemiş bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle, içimden geldiği gibi.

Canım yalnızca sevmek istiyor seni...
Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla.
Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin, serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemediğin bir hisle..

Alıntı

2 Temmuz 2009 Perşembe

Al Yalnızlığını Gel

Al Yalnızlığını Gel, Sıkılmayız..
Senin Yalnızlığın,
Benim Yalnızlığımla Konuşur..
Biz İkimiz Susarız..

17 Haziran 2009 Çarşamba

4 Haziran 2009 Perşembe

Her Kadın Bir Elmastır Aslında

Image Hosted by ImageShack.us

Her kadın bir elmas madenine benzer aslında. İçindeki parlayan ışığı bulmak zordur ama o ışığı yakaladığınızda hayatınıza anlam katacak bir gökkuşağını ellerinize almış olursunuz. Kadın, yaşamınızı sevgisiyle ısıtacak, sonsuz, sınırsız bir sevginin kaynağıdır aslında. Sevgisini kazanmak zordur, zor olanı yakaladığınızda ise eşsiz bir dünyanın kapılarının size açıldığını farkediverirsiniz.


Her kadın sonsuz bir okyanustur aslında. Derinlerinde ne gizler saklıdır hayal bile edmezsiniz sığ sularında yüzmeyi tercih ederseniz. Batık gemiler mi dersiniz, mücevher dolu sandıklar mı dersiniz, mercanlar, yosunlar mı dersiniz, lezzetli balıklar mı dersiniz bilemem ama her kadın sonsuz bir okyanustur bakmasını bilene.


Her kadın uçsuz bucaksız bir gökyüzüdür aslında. Kartalların, yalı çapkınlarının, sakaların, güvercinlerin özgürlüğe aşklarını haykırdıkları bazen fırtınalı,bazen alabildiğine durgun birer gökyüzene benzer hepsi. Bakmadan duramazsınız, görmeden geçemezsiniz, beğenseniz de beğenmeseniz de vazgeçemediğiniz, yokluğundan da,varlığından da ölesiye korktuğunuz hayat kaynağınızdır kadınlar.


Bazen bir yıldız olur gönlünüzde,bazen gözlerinizdeki güneş. Ellerinizdeki küçük bir serçedir bazen, bazen hain bir kedidir yüreğinizin kapısında. Açmayı bilirseniz kapıyı , tüm korkularınızın, üzüntülerinizin eceli olur kadınlar. Pencerenizi açarsanız her sabah size gülümseyen nazlı bir çiçek olur, hoş kokuları ile evlerinizin havasını değiştirir. Bazen toprak olur, can verir, verim katar hayatınıza.


Ama bakarsanız, görürseniz, anlarsanız, anlatırsanız güzeldir bütün kadınlar

Netten Alıntıdır.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Sen


= S E N =
Sen, her saniye aklımda olan
Unutulması imkansız,
Sen, gözlerinde büyük anlam taşıyan
Kusursuz,
Sen, affetmenin ne olduğunu bilen
Hatasız,
Sen, aşkını içinde yaşayan
Sessiz,
Sen, kalbimin en güzel köşesine sahip olan
Ve sonsuza dek orada kalacak kişi
Hasretimsin…
Sen öyle bir yerdesin ki
Asla silinemezsin
Yaşama sebebimsin...

14 Mayıs 2009 Perşembe

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil

Image Hosted by ImageShack.us


Sustum...Öylesine...Bir nefeste...Aheste...Varsın güller açılmasın bundan sonra...Varsın olsun! Eksik olsun...Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun...Koygar şahinler uçurman bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde...Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle...Sustum...Dertli kalem...Artık sen söyle!

Sustum...Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum...Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim...Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan...Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan...

Sustum...Kelamın kolidorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim...Sustum ve nihayet kar eyledim...İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim...Evet!
Belkide bir zamanlar meyustum...Ama korkmayın artık...Sustum...Sustum...

Sustum...Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkuna, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana...
Tuş oluşunu gördüm, sustum...Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım
yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum...Sustum...Sustum...

Sustum...Olmayan saygının kaygısını çekerek...Bağrımdaki çorak toprağa Mecnun'un efkarını ekerek...Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek...Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek...Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek...Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek....Sustum...

Sustum...Konuş deseler de...Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde...Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla
menşeli vesveselerde...Veya...Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde...Söz dedim ya...
Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu...İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köşelerde...Sustum...
Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de...Neyse...Sustum...

Sustum...Gemiler kalkıyordu limandan...Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra...Küçük bir çocuk
çehresiyle kanadı ufkun derinliklerini...İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri...Yaseminler de bivefa, kokmayınca
bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdeniz'in rutubet kokan nefesi...Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi...Sustum...

Sustum...Sebebsiz yere...Ruhum yara bere...Eyvahları yollamadan mutebere...Biliyor musun ah aziz dostum...Ben sustum!

Alıntı

10 Şubat 2009 Salı

Güven

Sandıklarımı dizdiler gökyüzüne.. "Aç birini!" dediler..
Seçtim sarı olanı...
Belli ediyordu kendini..
İçinden bir şey çıkmadı..
Demek ki önemli olanlar sessiz kalanlar... Açtım kırmızıyı, özenerek..
İçinden bir kalp çıktı.. İçi dürüstlük dolu... Sonra pembeyi açtım, heyecanla..
İçinden bir kalp çıktı yine..
İçi sevgi doluydu.. Yine güzeldi... "Hangisi?" dediler..
Beyaz, dedim... Onu açtım..
Boş çıkmadı o da..
İçinden bir kalp çıktı.. Güven vardı bu kez... "Açtıklarından birini seç" dediler..
Düşünmeden ''beyaz''ı seçtim... Sordular bana :
- "Niçin beyaz? Rengi saflığı, temizliği ifade ediyor diye mi?" Hayır, dedim.. güven varsa bir kalpte, o kalpte sevgi de bulunur, dürüstlük de..!

30 Ocak 2009 Cuma

Seninle Yaşlanmak İstiyorum...

Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum.
Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve
pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek
sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen
hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz
olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi
seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin
gururu olmalı \"herşeyde\".......

Bir Damlaydın Sen... Hayat Denizimde,

Bir damlaydın sen... hayat denizimde,
Gelip geçen yağmur bulutlarından düşen.
Varlığıyla yokluğu belirsiz, istikbalsiz...
Gururlandın...yenildin kendine,
Kurudun gittin bak! ... anlıyormusun?
Damlalar deryalara hükmedemez güzelim!

Aşkın kan kızıl hali

‘… Aşk, yorgun bir kızıllığa döner bazen, solan bir gül gibi kararıverir aniden; ölmese de, ortadan tamamen kaybolmasa da, o haliyle bile unutulmayacak olsa da rengini öylesine ani bir şekilde kaybeder ki, bunu hissedenin ruhunda beliren uçurumun içinden ölme ve öldürme isteği, kime yönelik olduğu bilinmeyen kıyımlar geçer, onun boşluğunun yerini dolduran ve aslında var olmayan kan, kızıllaşır giderek o zaman ve ask yorgun bir kızıllığa döner bazen…

Hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecek bir askın, tükenerek sonsuzluğa kavuşmuş bir Aşk…

Ne Tahir ne de Zühre olamasanız da yasamdaki yeriniz itibarıyla, yine de onlardan biri gibi hissedersiniz kendinizi…

Ne atınızın terkisine atıverip kadınınızı kaçırabilirsiniz siz, ne de şikâyet etmeden sevmeye devam edebilirsiniz…

Size böyle şeyler anlatanlara bunların zamanının geçtiğini anlatan bakışlarla bakarsınız, aşkın böylesinin geçmişin gölgeleri arasına sıkışıp kalmış yakın zaman efsanelerinde yattığını düşünerek…

Ask denen duygunun varlığından bile şüphe etmenizde artık; Tahir ile Zühre olmaktan başka bir şey gelmez elinizden…

Taze bir mezarın toprağını hırsla avuçlayan ellerinizle…

ve aşkın en yorgun, en kızıl hali… ’


25 Ocak 2009 Pazar

Gece Kadar Soğuk Yüreğim



Yine bir ayrılık şarkısı çalıyor radyoda gecenin bir yarısı tüm şehir uyuyor."Bir gün gitsen bile hatıran yeter" diyor radyodaki ses.Sahi hatıran yetiyormu? Yetmiyor. Hiçbirşey dindirmiyor içimdeki özlemi. Kime baksam sensin kimi sevsem sen.Aynada bile senden birşeyler buluyorum.Gözlerimde bakışın, dudaklarımda gülüşün, yanaklarımda öpüşün, tenimde kokun, kulakalrımda sesin, içimde hiç bitmeyen sevgin var. Sen varsın içimde benden öte.
Giderken tamiri mümkün olmayan bir kalp bıraktın.İçinden çıkarıp hoyratça attın.Ben topladım kırılan her parçayı.En büyük parçası eksikti yüreğimin "SEN" bir yapboz parçası değildin ki yüreğim takıp çıkarıyım. Ta kendisiydin kalbimin.
Hani geceydi ya gidişin.Yine böyle bir gece.Gözyaşlarım dökülmüştü gizli mahçup gecenin koynuna o zamanlar sadece acıydı gece.Şimdi barınağım.Sensizlikte sığınağım.
Şimdi gece kadar karanlık hayatım
Gece kadar soğuk yüreğim.

Sen Bu Sevgiyi Kaldırabilir Misin?

Gel desem sana...
hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel...
gelir misin?
hadi desem ya da...
hiç birşey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz?
bakmasan, görmesen ,duymasan beni günlerce...aylarca belki...
yine beni sever misin?
gözden ırak olan gönülden de uzak olurmuş derler ya...
yanımda olup uzak olanlardansan, uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?

aylar sonra,yıllar belki...
''seni sevdim... senden gelen iyi-kötü herşeyi sevdim... ve hep seveceğim '
diyebilir misin?

yanımda otururken bile zaman zaman deli gibi özleyebilir misin?
her ayrılışımızda sabaha, bir daha görmeme korkusuyla delirir misin?
her gelen telefonda'ben diye irkilir misin sebepsiz?
beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin?

beni, ben gibi sevebilir misin?
delirsem bir gün..' CANIM diye sarılabilir misin?
kapris yapmak istesem...yapsam hatta şımarıp, kalabalıklarda elimi tutabilir misin?
hayat birgün bana oynarsa, maskeleri yırtıp her yerimde yine beni görebilir misin?
ne şart, ne konum olursa olsun, gözbebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?

ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam birgün nefesimden sıkılıp
ölsem birgün, yaşadığın her gün için benimle,'bir saniye için bile pişman degilim '
diyebilir misin?

sevgilim ol diyorsun bana...

sen, bu sevgiyi kaldırabilir misin?

23 Ocak 2009 Cuma

Sevipte Söyleyemediğim...



Sevipte söyleyemediğim şarkılar var
Birde sesini asla hatırlayamadığım şiirler
Keşke,keşke o ben olsaydım dediğim hikaye kadınları
Düşlerim var...
Uyandığımda yalnızca başını hatırladığım,
Ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim
Bir adam var düşümde,tam dokunacakken uyandırıldım
Bir adam,sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
Düşümde bir adam var,benim mi bilemediğim
Bir adam var diyorum,düşünüp düşümden ayrı kaldığım...

Durup da söyleyemediğin adımsa
Gizli kapaklı
Sevda türküleri tuttursam da ben
Telli duvaklı, yanıma
Korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Yanıma korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?

Durup da söyleyemediğin adımsa
Gizli kapaklı
Sevda türküleri tuttursam da ben
Telli duvaklı,yanıma
Korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?
Yanıma korlar mı adam seni?
Koparıp acıtmazlar mı beni?
Nafile yanar elim dudağım
Seni bana yar ederler mi?

Yağmur bulutu unutursa
Dalında çiçeği kurutursa
Yar benden utanırsa
Düşündüm düşümden ayrı kaldım...

Yine de Sadece Düşmeyeyim Diye..

Sicim misali yağdırırken yağmurları ben,
Giderken sen...
Farkettim;
Her adımında bir kulaç daha derine çekildi yüreğim
Dipteyim!!!

Boğulmadan evvel çıkmalıyım denizinden;ki ciğerlerimin bir boşluğunda bari olma sen...

Saçlarının kokusunaydı aldanışım,ve o anlamlı bakışlarınaydı tüm anlamlarım.
Aşk olan güzelmiş...yalan

Güzeldi zaten bana aşk kokan...
Onca zaman geçmiş,kaç mevsim devrilmiş...Bir damla eksilmemiş gözlerimden.Günahını çekiyorumbu sevdanın...sırf senin yüzünden!
Karşıdan karşıya geçiyorum uzaklaşırcasına hayatından,bir arpa boyu yol alamıyorum ben...

Aşık olan anlam aramazmış...yalan
Anlam doluydu gözlerin inan...

Konduramıyorum,yakıştıramıyorum sana gidişi.Belki de yediremiyorum...bilmiyorum.Hatta kendimide kandıramıyorum.

Geri dönecek diyemiyorum mesela kendime,bitmedi diyemiyorum...
Dilim tutuldu gidişine...çözemiyorum...

Çöz bu düğümü...
İçimi bağlayan ipleri kes...azad et beni
Yuvarlanmak istemiyorum,
Yine sana gelirim diye...

Ki olur da kesmezsin ipleri,itiverirsin beni yokuş aşağı
Kendimi kapında bulmaktan korkuyorum
İlmek ilmek işlemişsin tenime diye
Kendimi sana adamaktan korkuyorum...

Yine de;
Sadece düşmeyeyim diye
Son kez tut beni...


Bir Kez Olsun Dinle Beni...


Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…

Gidiyorum…
Evet bak gidiyorum artık sonsuzluğa…
Sessiz sedasız istifa ediyorum yüreğinden,
Ağır ağır atıyorum adımlarımı,son göz yaşlarımı da döküp uzaklaşıyorum senden…
Ben giderken,
İçimde bıraktığın öksüz aşk çıkmaya çalışıyor,
Tenim yırtılıyor her adımımda…
Bedenim isyan ediyor,kalmak istiyor delice sevdan yüreğimde…
Engel olmaya çalışıyor her bir zerrem ama kalmak çare olmuyor….

Ömrümün tüm vakitlerini harcamak geçiyor içimden …
Kalmak inadına…
Ama yok…
İnan olmuyor…

Cevap verme..
Sus…
Sus ve dinle…

Her kış bastıran öksürük gibisin boğazımda…
Her sabah bir kaşık balla geçirmeye çalıştığım ama başaramadığım…
Kuru bir öksürük gibisin hayatımdan bir türlü çıkaramadığım…
Sebepsiz anlarda çıkıp karşıma uyandıran uykumdan bir öksürük gibisin sevdiğim,
Nefes aldırmayan kimi zaman,kimi zaman ağlatan…
Ama hep var olan ve hep kışın karşıma çıkan…

Sen sevgilim…
Sen kış güneşi gibisin canıma…
Tenime asla ısıtmayan…
Sadece kendini gösterip soğuklara esir eden ve hiç yakamayan…
Belki de kendine bile hayrı olmayan…

Bu yüzden gidiyorum sevgili,
Ve izin ver giderken konuşayım son bir kez daha…
Son bir kez haykırayım içimdeki öksüz aşkla sana…

Sus ve dinle…

Biliyor musun sevgili,
Hiçbir şey almıyorum giderken yanıma…
Tüm anıları bırakıyorum sana,
Kaçamak öpüşmelerimizi,
Sevişlerimizi,Sarılmaları ve elinin sıcaklığını koyuyorum başının ucuna…
Ve tüm sevmeleri bırakıyorum yamacına…
Bir kendimi alıp çıkıyorum yola…
Bir yaralı yanımı kucaklıyorum şefkatle ve sessiz sedasız istifa ediyorum sevdamdan…
İstifa ediyorum yüreğinde olmaktan…

Sen uyurken yatağında ,saçlarına kondurduğum son öpücükle veda ediyorum sana…

Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…

Hoşça kal…

Yazarı?

18 Ocak 2009 Pazar

Yoruldum



Yoruldum

Güne Seni Rüyamda Görerek Uyanmaktan
Yoruldum....

Bütün Gün Seni Düşünmekten.
Yoruldum

Çalan Her Telefonda Senmişsin Gibi Umutlanmaktan
Yoruldum

İnterneti Her Açışımda Senden Posta Varmı Diye Aramaktan
Yoruldum

Arkadaşlarıma Mutlu Günlerimizi Anlatmaktan
Yoruldum

Bir Daha Ne Zaman Beraber Yemek Yiyeceğimizi Beklemekten
Yoruldum

Resimlerimize Bakmaktan
Yoruldum

Anılarımızı Okumaktan
Yoruldum

Odamda , Yatağımda Yanlız Yatmaktan
Yoruldum

Seni Bekleyip Özlemekten
Yoruldum

Her Gece Kalbime Giren Sancı İle Ağlamaktan
Yoruldum

Yorulmaktan
Yoruldum....

Ama...Halâ Seni Sevmekten Yorulmadım....
Seni Seviyorum....

28/08/2008-İlknur

15 Ocak 2009 Perşembe

Gittin

GİTTİN...
Bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
AĞLAYAMADIM...
Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı sadece
seninle paylaşmaktı.
ANLATAMADIM...
Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden.
Ellerim değil miydi her dokunusumda seni ürperten?
Ürperirdin yine, biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini,
gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
TUTAMADIM...
Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin.
Sen adım adım uzaklaşırken benden,
çöküp kaldı bedenim olduğu yere.
Nice terk edilişlere dayanan bu yürek,
bu kez yenilmişti.
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
KALKAMADIM...
Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum.
Hazırdım gidişine.
Kaçak zamanları yaşıyorduk.
Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.
DEVAM EDEMEDİM...
Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?..
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
"Bekle beni, döneceğim..."
diye umut verdin mi?..
Beynim öylesine uğulduyordu ki.
DUYAMADIM...
Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi.
Binlerce km. uzakta da olsan,
iki metre ötemde de fark etmiyordu.
Artık yoktun ve asil bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
KURTULAMADIM...
Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydın.
Anıları sandığa koyup hayatı yeniden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı,
bu sevdadan vazgeçmeliydim.
YAPAMADIM...
Gittin...
Bir okyanusun ortasında,
tek küreği kaybolmuş sandalda
dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
BİL Kİ SEVMEKTEN VAZGEÇMEDİM SENİ,
BİL Kİ SENİNLE BİRLİKTE,
SEVDANI DA TAŞIYACAĞIM YÜREĞİMDE,
BİL Kİ;
SENİ ASLA UNUTMAYACAĞIM
Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana.
Duymuyorsun !
Gitme diyorum sana, gitme !
Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında.
Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız...
Sesim kısılıyor Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın,
Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin.
Beni,yüreğimdeki sevgiyi,
Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
Ama ne olur bunu unutma.
Gidişin dinderemez bu fırtınayı.
Bir fırtınanin uğultusuyla sesleniyorum sana;
GİTME....

14 Ocak 2009 Çarşamba

Geç Kaldın Bana Ben Gibi !

Her mektup sanaydı,geç kalma nöbetlerinde gözyaşlarıyla yoğrulan ve senin bile bilmediğin sana.Her göz seni gördüğü için görür,her söz sana başlayan ve sonu olmayan bir şiirin ilk kelimesi olduğu için söylenir.Ve şimdi ben,ayışığına yangın gecelerde yüreğimi satıp bir mendilci çocuğa gülüşümü asıyorum ruhunun o dingin asudeliğine.Aşk yanmaktır,gül uğruna bülbül,Leyla uğruna Mecnun olmak ve çöllerin sıcaklığında gözyaşlarıyla sevda sulamaktır.
Zaman yaşlanır, umutları eskitir,
Yine umutlanırım...
Sevdalar geçer yıkılır, yenilir,
Yine ayaklanırım...

Çığlıklara hapsettiğim şarkılarım var benim.. Sessizliğin içinde ağır aksak yürüdüğüm yollarım var. Bir yerlerde takılıp düşsem de, tekrar kalkabiliyorum ayağa.. Ama dizlerimde yaraların izleri kalıyor, silinmiyorlar.

Yarım kalmış hikayelerin tamamlanmamış cümlelerinde buluyorum kendimi.. Ne tamamlayabiliyorum, ne tamamlanabiliyorum.. Bir yanım hep eksik, hep kırık.. Dünyam bir bir yitirdi renklerini.. Ne deniz mavi eskisi gibi, ne de gökyüzü.. Korkularım bırakmıyor peşimi.. Adımlarıma yapışmışçasına nereye gitsem benimle geliyorlar adeta.

Sesleri duymaktan yoksun kulaklarım, sözcükleri söylemekten korkan dudaklarım var. Zaman hiç bir şeye aldırmadan devam ediyor yoluna..

Ya ben gecikiyorum zamana, ya da geç kaldıklarım erken çıkıyor karşıma...

Alıştım sanırken acılara..
An olur bazen tutamam kendimi,
Delirir isyanım...

Bu sensizliğim mi, yoksa yalnızlığım mı bilmiyorum.. Bir bilsen.. Seni her özlediğimde bir nokta bıraktım duvarlarıma.. Eğer bir gün gerçekten tutarsam ellerini, bakıp ta görürsem gözlerindeki o sevdalı hali, o noktaları birleştirip sevdanın kalemiyle, mutluluğun resmini çizeceğim dünyaya..

İşte o gün yine masmavi, berrak bir güne uyanacak deniz.. Bulanıklığını benden uzağa atacak.. Bütün gecelerim sabaha varacak.. Ve bir daha hiç gece olmayacak...

Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan soracağım.. Sevinçlere boğulacak içimdeki çocuk.. Yeniden seveceğim yağmurları.. Hiç söylenmemiş, hiç dillenmemiş kelimeler fısıldayacak rüzgar. Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak, anlamayacak..

Bunlar olacak değil mi?

Bu garip fani beden,
Bu deli ruh benim..
Atamam, satamam,
Dert benim, dertler benim...

Bu acı kızgın hüzün,
Kırık düşler benim..
Susamam, susturamam,
Söz benim, sözler benim...

Korkuyorum işte.. Korkularımı büyütüyor zaman gitgide.. Ne olur izin verme korkmama, kendimden kaçmama..

Geç kalmama izin verme kendime, geç kaldıklarımınsa önünde bırakma...

Gözlerim Gecenin Siyahında Dansederken….
Tadını Unuttuğum Bir Duygu Kondu Yüreğime..
Sen..
Geldim...
Neden ?
Yüreğin İstedi ..
Son Kez
Kırdım Yüreğimin Kilidini...
Şimdi İyi Dinle…
Sen..
Sevgiye Aç Yüreğim
Tükenen Umudum..
Kendini Kaybetmiş Cümlelerim..
Acıtmayan Hüznüm..
Akmayan Gözyaşım..
Vazgeçmeyi Bilmeyen Özlemim…
Sönmeyen Işığım
Renksiz Düşlerim
Başı Boş Yalnızlığım...
Yine Sen
Dur Durak Bilmeyen Zaman..
Kurduğum Hayal..
Korktuğum Gerçek.
Sakladığım Sır..
İçimi Titreten Aşk..
Ve Sen
Özlediğim Asi Yanım..
Korkularımın Çığlığı
Duy Beni
Geç Kaldın Bana Ben Gibi..

18 Kasım 2008 Salı

KALBİMİ BIRAKTIM AVUÇLARINA


Sen hayatıma girdiğinden beri gözlerime gece olmuyor. Güneş gibi aydınlattın dört bir yanımı, Işık verdin,hayat verdin, can verdin.

Sana olan aşkım, sana olan özlemim dağlar kadar engin, Kalbime sığamayacak kadar derin senden kaçamam, Senden bir adım öteye gidemem Aşkın benden de öte ..Nasıl oluyorda her anımda benimle böylesine içimde olabiliyosun bilmiyorum.

Aklımda hep ılık nefesin, sıcak gülüşün… Özlüyorum seni bu daha önce hiç olmamıştı ..Tarifi imkansız karmaşık duygular içerisideyim ama mutluyum Şimdiye kadar hiç olmadığım kadar mutluyum.

Bundan böyle senin adın aşk kalacak Aldığım nefesim, aşk kokan yarim seninle yeniden doğdum, tepeden tırnaga sen oldum oysa senden önce sanki hiç yoktum bahar gözlüm, özü sözü bir sevdiğim yüreği güzel yarim seninle nefes alıyor sensiz ölüyorum bazen hep yanımda olsan diyorum hiç uyumadan saatlerce seni izlesem bu benim en çok istediğim şey ve asla göremeyecegim bir dilek.

Gözlerine dalıp öylece kalmak hani öleceksem bile bu şekilde mutlu ölmek istiyorum. şimdi sana sözüm, hiç kaybolma neolur hep böyle içimde yüreğimde benim le kal sen olmayınca bende yaşamıyorum çünkü; sen benim en degerlim,en özelim,hiç kimsenin keşfedemediği hazinemsin…

Seni nasıl özlediğimi, İçimde biriktirdiğim duygu selini kagıda kaleme döküyorum Sana biriktirdiğim onca kelimeyi hep söylemek isteyip te söylemediklerimi …

Seni ne kadar çok sevdiğimi….

Varlığın sol yanımda,Kalbimi bıraktım avuçlarına Yokluğunun ölüm soğukluğuna bırakma beni..

Seni Seviyorum